Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Olmasaydın… Olmazdık (571-632) 12 Kasım 2012

Filed under: Olmasaydın… Olmazdık (571-632) — Ah Binel Ask @ 10:36 AM
Tags:

olmasaydin olmazdik

.

Olmasaydın… Olmazdık

(571-632)

.

Ya Resulallah!
Eğer Sen gelmeseydin âleme,
Güller açmaz, bülbül ötmez, mechûl esmâ Âdem’e
Varlığın mânâsı kalmaz, garkolurdu mâteme!..

~

Süleyman Çelebi

About these ads
 

8 Responses to “Olmasaydın… Olmazdık (571-632)”

  1. nuryolcusu Says:

    es selamu aleyküm..

    paylaşmak istediğim tefekkürüm..şiirin sözlerinde manaya ters düşen bir şeyler var gibi..biraz araştırdım netteki her paylaşım aynı..

    mechûl esmâ Âdem’e..burdaki sözler verilmek istenen mana bütünlüğüne tamamen ters..hakikat anlam bütünlüğü içinde şu olmak gerekli (meçhul esma ademe)yani sen olmasan her şey yokluğa giderdi,kainat anlamını yitirirdi,her şeyin hakikatı senin teşrifinle açıklığa kavuştu ve sen olmasaydın kainatı yaratmazdım sırrı anlaşıldı..umarım başınızı ağrıtmamışımdır..selam ve dua ile..

    • ahbinelask Says:

      ve aleykum selam, estagfurillah ne demek hoşdur muhakkak. Zira Süleyman Çelebinin burada yanlış bir mana ifade etmesi söz konusu değil, hepimiz aynı manayı alnıyoruz, yaratlışımın yegabe sebebi Rasul-u Ekrem (asm) efendimizdir. selam ve dua ile :)

  2. nuryolcusu Says:

    es selamu aleyküm..

    özrümü mazur görün sanırım ifade edemedim mübarek kardeşim,hazretin yalnışı yok..lakin zannımca (sonradan) şiir üzerinden alıntı yapılırken (Âdem )lafzıyla (adem) lafzı karıştırılmış.yani (adem) olması gereken lafız bir çizgiyle (Âdem ) oluvermiş..birincisinde mana hz.Adem a.s…ikincisinde ise mana yokluk olur..ifade edilmek istenen 0 olmasaydı herşeyin yokluğa kalbolacağıdır..anlayış ve hoşgörünüz için Allah razı olsun..selam ve dua ile..

    • ahbinelask Says:

      Şimdi anladım kardeşim neyi ifade etmek istediğinizi, fakat sağlam bir siteden aldım bu sözü orada da aynen böyle yazılmış bu şiir, o yüzden bende dokumadım. Ama çok ince bir noktaya temas etmişsiniz :) maşalla berakallah dikkatinize, her daim muhabbet ile.

  3. Gönül Says:

    Selamunaleyküm canım kardeşim. Sitenizi beğenerek takip ediyorum. :)
    Ancak bu yazıda Dikkatimi çeken birşey oldu. Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım” Hadisine benzerlik olmuş.
    Bu hadis sahih değildir hatta belki biliyorsunuzdur. :) Ki sizin yazdığınız hadis dğil; Süleyman Çelebinin sözü. Ancak benzerlikten dolayı ben bu yorumu yapma gereği duydum. Yanlış anlaşılmasın. Selametle kardeşim. :)

    Levlake Uydurmasına Delilleri İle Reddiye…

    1- Allah (CC) kainatı kimsenin hürmetine, birisi istedi diye yaratmamıştır. O kendi ilmi ve iradesi ile alemleri yaratmış ve neden yarattığını da açıklamıştır:

    “3- Allah gökleri ve yeri hikmeti ile yarattı. O, kâfirlerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.
    4 – O, insanı bir meniden (spermadan) yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karşı apaçık bir düşmandır.
    5 – Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz.
    6 – O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır.
    7 – Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
    8 – Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.
    9 – Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
    10 – Sizin için gökten su indiren O’dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.
    11 – Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.
    12 – Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
    13 – Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
    14 – Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah’tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.
    15 – Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
    16 – Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah’ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.” (Nahl Suresinden)

    7 – “O, öyle bir Allah’dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara “öldükten sonra tekrar dirileceksiniz” dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: ” Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir.” diyecekler.” (Hud Suresinden)

    Kur’an’da daha pek çok ayet bu manalara işaret etmektedir verilmek istenen mesaj açık: “Allah kainatı ve içindekileri Hz. Muhammed veya bir başkası için değil tüm insanlık için imtihan vesilesi olsun diye ve bütün insanların hizmetine yarattığını net bir şekilde ortaya koymuştur…”

    2- Levlake / Sen olasaydın kainatı yaratmazdım… Rivayeti Alimlerin ittifakı lile uydurmadır. Yukarıda görüldüğü üzere Kur’an’a da açıkça aykırıdır…

    Hadis Ulemasından; İmamı Abdul Fettah Ebu Gudde,Acluni,Aliyyul kari,Hac Ahmet,Kavukcu,Sagani ve Şevkani bu sözün hadis olmadığını söylerler.

    Fevaid-Şevkani-sy.326-hd.no(18) Keşfül hafa-Acluni-c.2-sy.214-hd.no(2124) Lülü-Kavukcu-sy.154hd.no(452) Masnu-Aliyyul kari-sy.150-hd.no(255) Mevzuat-Aliyyul kari-sy.295-296-hd.no(385) Münteka-Hac Ahmet-sy.609-hd no(914) Risaletül Mevdua-Sagani-sy.7

    İbnü’l-Cevzî: “Bu hadis, hiç şüphesiz uydurma bir hadistir. Sene­dinde meçhul ve zayıf raviler bulunmaktadır”, diye reddetmiştir.

    El-Sagani “uydurulmuş” dedi. ( El-Sagani El-Hadis El-Mevzuat sy.7)

    Elbanide aynı şeyi söylemiştir. (Silsile el-Zayif 1/450 ) İbni Cevzi şöyle der ”uydurulmuştur” (İbni Cevzi El-Mevzuat 1/288)

    Hadis alimleri bu uydurma rivayetin senedinin olmadığı va peygamberimize ait olmadığı konusunda müttefiktirler…

    3- “Herşeyin Hz. Muhammed için yaratıldığı inancı Pavlus kökenlidir, ilhamını Pavlus’un mektuplarından almaktadır…” İşte kanıtı:

    Pavlus’un Koloselilere Mektubu..

    Mesih’in kimliği ve görevi

    15 Görünmez Tanrı’nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur.
    16 Nitekim gökte ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır.
    17 Her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir.
    18 Bedenin, yani inanlılar topluluğunun başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O’dur. (İncil)

    Net bir şekilde görüleceği üzere Pavlusun İsa peygamberi tanrılaştırmak için uydurduğu sözler hadis adı altında cahilce peygamberimize isnat edilmekte ve Müslümanlara Kur’an’daki değil İncil’deki din anlatılmaktadır…!!! Bu cürümün en fazla işlendiği yerler demaalesef tarikatlardır…

    4- İlgili Söze dikkat edilirse “Kainatı yaratmazdım” İfadesi vardı bu cümleyi yalnız Allah söyleyebilir dolayısıyla bu uydurma paeygamberimizden öte Yüce Allah’a iftiradır… Allah ve Reulüne atılan bu iftirayı sahiplenen müslümanları görünce şaşırmamak elde değil…

    5- Bu uydurmayı destekemek için başka rivayetler de uyurulmuştur… Güya cennetin kapılarında Muhammed yazıyormuş…!!!

    6- Mana yönünden de Kur’an’a aykırıdır. Genellikle Şu ayetle dilillendirlmek istenmektedir: “Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Suresi, 107. Ayet)

    Ayete dikkat ederseniz alemler Hz. Muhammed için gönderilmemiş, tam tersine o alemler için sonradan gönderilmiştir. Bu ayette Hz. Peygamberin hürmetine alemlerin yaratılmasından bahsedilmemektedir. Ayrıca enzeri ifadeler diğer paygamberler içinde kullanılmıştır. (Bakınız: Sad Suresi, 30-40. Ayetler arası yine Meryem Suresi, 16-21. Ayetler arası)

    7- Peygamberimiz aşırı üvgü dolu konuşmaların putlaştırma vesilesi olacağını bildiğinden yasaklamıştır ve yukarıdaki uydurma bu yasak kapsamı içerisindedir:

    “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı aşırı surette methettikleri gibi, sakın sizler de beni methederken aşırı gitmeyiniz. Şüphesiz ki, ben sadece bir ku­lum. Onun için bana (sadece) Allah’ın kulu ve resûlü deyiniz.(Buhârî, Enbiyâ, 48.)

    Enes b. Malik radıyallâhu anh’ın rivayet ettiği bir hadise göre bir adam Peygamberimize “ya seyyidî / ey efendim, ey efendimin oğlu! Ey bizim en hayırlımız, ey en hayırlımızın oğlu! Diye seslenmişti. Buna cevaben Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:“Ey insanlar! Allah’tan korkun. Sakın şeytan sizi aldatmasın. Ben Abdullah’ın oğlu Muhammed’im. Allah’ın kulu ve resulüyüm. Allah’a yemin ederim ki beni, Allah’ın bana verdiği makamın üstüne çıkarmanızı sevmiyorum.”(Ahmed b. Hanbel, 3/153, 241, 4/25, 40. Benzer bir hadis için bkz.: Ebû Davud, Edeb, 9.)

    Peygamberimizin zevcesi olan Ümmü Seleme radıyallâhu anhâ’dan gelen bir rivayet şöyledir: Resûlullah, Ümmü Seleme’nin odasının kapısı önünde şiddetli bir kavga işitti ve dışarı çıkıp kavga edenlere şöyle dedi:

    “Şüphesiz ben de sizin gibi bir insanım. Zaman olur ki bana sizden iki hasım gelir de, biriniz haksızken diğerinden daha düzgün konuşmuş olabilir; ben de o düz­gün sözleri doğru sanarak onun lehine hükmedebilirim. Binaenaleyh kimin lehine bir Müslümanın hakkı ile hükmettimse, bilsin ki bu hak ateşten bir parçadır; ister onu alsın, ister bıraksın.”(Buhari, Hıyel, 10, Mezâlim, 16, Ahkâm, 20, 29, 31.)

    Düğün esnasında cariyelerin “İçimizde yarın ne olacağını bilen bir peygamber var” şeklinde şiir okumalarına Hz. Peygamber müdahale etmiş, bunda menetmiştir. (Buharî, Meğazî, 12)

    Hz. Peygamberin zevcesi Hz. Aişe’nin şu hatırlatması da mühimdir: “Kim, ‘Peygamber yarın ne olacağını insalara haber verir’ derse, Allah’a iftira etmiş olur.” (Buharî, Tevhid, 4)

    8- HZ. Muhammed’den önce de paygamberler gelip geçmiştir: ALİ İMRAN 144. AYET: Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

    HZ. Muhammed ilk peygamber değildir:AHKAF 9. AYET: De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

    Hz. Muhammed Peygamberler arasında sonuncudur:AHZAB 40. AYET: Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    SONUÇ: Sen olmasaydın kainat olmazdı ya da kainatı senin hürmetine yarattım sözü Allah ve Resulüne atılmış bir iftiradır. Maalesef çok yaygındır….

  4. ahbinelask Says:

    Ve aleykum selam kardeşim :) İlginize ve dikkatinize çok teşekkür ederim güzel kardeşim, Allah ebeden ve daiman razı ola inşallah.

    Aslında bu konu çok hassas biraz, ilk hata şurada yapılıyor, bu hadis-i şerif değil ki, hadis-i kutsidir bunu bilmek gerekir ilk önce. Sonra, bunu hadisi kutsi kabul eden ve kabul etmeyen islam alimlerimiz var, mesela Bediüzzaman Said Nursi gibi asrın müceddidi kabul eder, ve risalelerde çok yerde bu konuya değinir. Şeyh Galib gibi dahilerde kabul eder bunun yanı sıra. Aslına bakılırsa işin aşk boyutu var ona bakmak lazım. bunu da Şeyh inceler incesi bir ifadeyle izah eder. (ileride yazacam bunu). Bazıları mevzu hadistir öyle şey mi olur dese bile, (لولاك لولاك لما خلقت الافلاك) ifade-i ilahisinin muhatab-ı şahanesidir Efendimiz (asm), “Sen olmasaydın gökleri ve yerleri yaratmazdım” böyle bir hadisi kutsi yoktur diyenler de, böyle bir hadisi kutsi yoksa bile O`nun (asm) yüzü suyu hurmetine yaratılmışlar, mevzu değişmez. Şair der ki ; “Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.. Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl?” hiç bir şey hasıl olmaz güzel kardeşim. Yani güzel gönüllü kardeşim, güzellik bile Onun (asm) yüzü suyu hurmetine yaratılmış, Onun (asm) ismi zikredilmeden anlatılan güzellik bile anlamsız olur. Şimdi gelelim işin aşk boyutuna, yani Adem babamızın cennetten çıkatılması olayına, şimdi şöyle düşündün kesin, yani zelle sonucu, (zelle peygamberlere mahsus olan hata cinsinden işler ama günah boyutunu geçmez) peki nedir o zelle diye bi soru sorarsan, cevabı : “işte Adem babamızla Havva annemiz yemişler yasaktaneden kural ihlali sonucu da cennetten çıkarılmışlar” değil. Şair gönlü şöyle der ki cevab şudur, Adem (as) diliyle ; ” Gubar-ı payine almam cihânı Yâ Resûlallah,Değişmem muyine heft asumanı Yâ Resûlallah.Duyunca makdem-i teşrifin sulb-i pakinden Âdem, Değişti habbeye bağ-ı cinanı Yâ Resûlallah.” Mealen : “Ayağının tozunu cihanı verseler vermezdim Ya Rasullullah, bir tek bakışını yedi kat göğü verseler vermezdim ya Rasullullah, amma bana dediler ki, Sen benim soyumdan dünyaya geleceksin, bu şerefle şereflenmek istedim, bir yasaktaneye cennetin bağlarını değiştim.” burdan baktığımızda insanoğlunun yer yüzü serencamının başlanğıc sebebi Muhabbeti Muhammed (asm) dır. Adem (as) zellesi aşktandır, insanoğlunun yer yüzüne inişi aşkladır. Güzel kardeşim, aşkı bilmeyen\bilemeyen bu işlerden zerre kadar nasiplenemez. İster sen bunu hadisi kutsi olarak kabul et ister de kabul etme, yür yüzüne geliş sebebin Muhammed Mustafa (asm) dır.

    şu aşağıdakı yazıları da okumanda büyük fayda vardır inşallah, ben sözü yazılara bırakıyorum, baki selam ve dua ile diyorum inşallah :)

    ~~~
    Sen Olmasaydın Kainatı yaratmazdım Sözü Hadis-i Kudsi mi?

    Bir arkadaşım, Allahu Teala’nın Peygamberimiz (sav) için, “Sen olmasaydın bu kainatı yaratmazdım” dediği bir ayet veya hadis yoktur diyor. Buhari ve Ebu Davud gibi büyük hadis alimlerinde geçmiyor diyor. Hadis ve ayette olmayan bir şeye inanmak şirktir diyor. Buna nasıl cevap verilebilir?

    Cevap ;

    Bir rivayetin yalnızca Buhari ya da kütüb-ü sittede geçmesi şartıyla hadis sayılabileceğini iddia etmek, ancak İslam’ı yıkmak isteyenlerin veya haddini bilmez cahillerin sözü olabilir. Bu tavır, Hz. Peygamber (asm)’ın diğer hadis kaynaklarında geçen hadislerinden ve sünnetinden ümmeti koparmaya çalışmak demektir.

    Kütübü Sitte olarak bilinen en meşhur altı hadis kaynağı şunlardır:

    1-Sahih-i Buhari

    2-Sahih-i Müslim

    3-Sünen-i Ebu Davud

    4-Sünen-i Tirmizi

    5-Sünen-i Neseî

    6-Sünen-i İbni Mâce

    Fakat başta Buhari olmak üzere hiç bir hadis imamı sahih hadisler yalnız benim yazdıklarımdan ibarettir diye bir iddiada bulunmamışlarıdr. Ve Bütün İslam alimlerince hadis kaynakları olarak bilinen külliyatlar sadece bu altı hadis kitabından ibaret değildir.

    Kütübü Sitteden başka İslam dünyasınca, tarih boyunca itibar gören pek çok hadis kaynakları daha vardır. Hususen bu altı kitaba eklenerek dokuz kitabı yani kütübü tis’ayı oluşturan,

    7-Müsned-i Ahmed İbni Hanbel

    8-İmam Malik’in Muvatta’ı

    9-Müsned-i Dârimi gibi kitaplar vardır.

    Daha bundan başka büyük hadis imamlarından Beyhaki, Taberani, Deylemi, Ebu Nuaym, İbni Asakir, Darekutni ve Hâkim gibi pek çok zatların muteber hadis kaynakları vardır.

    Bu kaynaklarda geçen hadislerden bazılarına zayıf hadis de denilmiş olsa da bu onun itibarına zarar vermez.

    Bazı hadisler ise, İslam alimlerince genel bir kabul görmüştür.

    İşte “Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım” hadis-i kudsisi bütün büyük İslam alimlerince genel kabul görmüş bir hadistir. Yani yalnızca hadis kitablarında geçmekle kalmamış, sonra gelen İslam alimleri tarafından büyük bir kabul ve tasdik görmüştür.

    Bu kadar tasdikten sonra, bu gün birinin kalkıp bu rivayete uydurma demesinin İslamî açıdan hiç bir kıymeti olamaz. Ancak, hem o hadise, hem onu tasdikleyen bütün büyük zatlara bir iftira olur.

    Ayrıca bir şeyin şirk olmasını ayet ve hadiste geçmemeye bağlamak gibi bir yol yoktur. Bir şeyin şirk olması için, ayet ve hadislere dayanan İslam’ın inanç esaslarına, hususen Tevhide ters olması şarttır. Tevhidin ne olduğunu hakkıyla bilmeyen bir insanın şirkin ne olduğunu hakkıyla bilmesi mümkün değildir. Misal, otomobil şirk midir, aya çıkılacağına inanmak şirk midir? Ayet ve hadiste açıkça var mı?…

    “SEN OLMASAYDIN KÂİNATI YARATMAZDIM” HADİSİNE GELİNCE:

    Bazıları tarafından “Sen olmasaydın varlıkları yaratmazdım” mealindeki hadis uydurmadır diye itirazlar oluyor.

    Evvela şunu kaydedelim ki, her ne kadar bu hadis (لولاك لولاك لما خلقت الافلاك) lafzıyla meşhur olmuş, bu lafızlarla senedi bulunamamış ve bu yüzden bazı âlimler tarafından mevzu olmakla itham edilmişse de değişik lafızlarla rivayet edilen hadisler aynı manaya gelmektedir.

    Hadis âlimleri, bir hadisin manası aynı olmak şartıyla, değişik lafızlarla rivayetini caiz gördükleri için, bu hadis de “Hadis bil-mana” sınıfına girer.

    Hadis alimleri tarafından rivayet edilen hadislere gelince:

    Deylemi’nin İbn Abbas’dan naklettiğine göre, Allah azze ve celle (peygamber as’a): İzzetim ve celalim hakkı için, eğer sen olmasaydın cenneti yaratmazdım, eğer sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım” buyurmuştur. (Müsned-i Firdevs, 8031)

    Yine Deylemi’nin İbn Ömer’den nakline göre peygamberimiz sav şöyle buyurmuştur: “Bana Cibril geldi ve “Ya Muhammed! Sen olmasaydın cennet yaratılmazdı, sen olmasaydın cehennem yaratılmazdı” dedi”. (Keşfül hafa.c.1.s.45.hn.91)

    Taberani, Hakim, Ebu Nuaym, Beyhaki ve İbn Asakir’in Hz. Ömer (ra)den rivayet ettiklerine göre peygamberimiz sav şöyle buyurmuştur:

    “Âdem işlediği günahı işlediğinde başını semaya kaldırdı ve “(Allah’ım) Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum” dedi. Allah ona “Muhammed kimdir?” diye vahiyle sordu.

    Âdem “Beni yarattığın zaman başımı arşına kaldırdığımda orada “Allahdan başka ilah yoktur, Muhammed onun resulüdür” “لا إله إلا الله محمد رسول الله” yazılı olduğunu gördüm. Bundan bildim ki, senin katında İsmini ismin ile beraber yazdığın bu zattan daha şerefi yüce kimse yoktur.” Dedi.

    Allah ona “Ey Âdem! O senin zürriyetinden gelecek peygamberlerin sonuncusudur. Eğer o olmasaydı seni yaratmazdım (ولولا هو ما خلقتك)” buyurdu. (Ed-Dürrül Mensur.c.1.s.142)

    ~~~

    “Risâle-i Nûr’a göre, ‘Sen olmasaydın Ben âlemleri yaratmazdım’ hadis-i kudsîsinin yorumu nasıldır?”

    Cevap ;

    Hazret-i Muhammed Aleyhisselatü Vesselâm bir insandır; fakat insanın saadetine vesîle olmuş, insana Allah’ın eşsiz kelâmını getirmiş, insanın saadetinin yolunu açan bir dînin sahibi, insanı Allah’ın rızâsına yükselten sünnetin sahibi bir insandır!

    Kaldı ki, Kur’ân’a göre, insan da yeryüzünde halîfe olarak yaratılmadı mı? 1 İnsana ahsen-i takvîm2, yani kâinatta en üstün makam verilmedi mi? Kâinatın, kâinata halîfe olarak yaratılmış ve kendisine en üstün makam verilmiş olan insan cinsinin Reisi (asm) hürmetine yaratılmış olması elbette makul olandır. Aksi takdirde, insan cinsinin halîfelik vasfında da, ahsen-i takvîm makamında da abartı aramamız gerekecektir. Öyle ya, bu sıradan (laşan) insan neden kâinâta halîfe olsun ve neden en üstün niteliklere sahip olsun ki?

    Fakat, gerçek şu ki: Bu sıradan dediğimiz insanı, Allah, tercihleriyle baş başa bırakıyor, Kendisine muhatap alıyor, şerefini ve saygınlığını koruması için kendisine peygamber üstüne peygamber gönderiyor, kitap üstüne kitap indiriyor, vahiy üstüne vahiy nazil buyuruyor ve insanı, yani halîfesini kâinât üstü bir gâyeye, yani Kendisine yönlendiriyor! Allah’ın, cinlerden başka, irâdesini eline verip salıvermekle berâber, serbest tercihine bağlı olarak salih amel beklediği ve bunun için hiç durmadan yönlendirdiği başka bir varlık cinsi yoktur! Cinler de, insan cinsinden gelen peygamberler eliyle yönlendirilmişlerdir.

    Yani kâinâtın merkezinde insan vardır, çekirdeğinde insan vardır, gayesinde insan vardır! Bu hiç abartılı bir ifade değildir. Çünkü Allah insanla konuşuyor! İnsan da irâdî olarak duâsıyla ve ibâdetiyle doğrudan Allah’a yöneliyor!

    İşte Bedîüzzaman Hazretleri, Hazret-i Muhammed’i (asm) “Levlâke=Sen Olmasaydın” hadîsinin ışığında kâinât ağacının hem çekirdekliğinde, hem meyveliğinde görüyor. Hazret-i Muhammed (asm), kâinâtın hamlık döneminde bir olgun nûr çekirdek, kâinâtın meyveye durduğu olgunluk döneminde de kâinâtı ebedî âhirete götüren eşsiz bir rehber meyvedir! Evet, Hazret-i Muhammed’in (asm) gerek peygamberlik derecesiyle, gerek insanlık derecesiyle, gerek Allah’ın kulluğu derecesiyle tarihte bir eşi ve bir benzeri daha yoktur ve gelmemiştir! Kezâ ona gelen Kur’ân’ın Allah kelâmı olarak bir eşi ve benzeri yoktur ve gelmemiştir! Kezâ ona inen ve insanın dünyada ve âhirette saadetinin anahtarını taşıyan İslâmiyet’in insanı tamamıyla hitap çemberine alan mükemmellikte bir din olarak bir eşi ve benzeri yoktur ve gelmemiştir! Bunlar Bedîüzzaman Saîd Nursî’ye göre “Levlâke=Sen Olmasaydın” hadîsinden çıkan sonuçlardır.

    Nitekim Bedîüzzaman, Hazret-i Muhammed’in (asm) getirdiği nûr olmadığında kâinâtın ve her şeyin değerinin hiçe ineceğini ispat ettikten sonra, “Levlâke=Sen Olmasaydın” hadîsi ile örtüşecek biçimde hükmünü şöyle ortaya koyuyor: “Böyle bedî bir kâinâtta, böyle bir zât lâzımdır! Yoksa kâinât ve eflâk olmamalıdır!”3

    Saîd Nursî Hazretleri, On Birinci Söz’de de bu kâinâtta Hazret-i Muhammed’in (asm) neden olması gerektiği ve Hazret-i Muhammed (asm) olmadığında bu kâinâtın neden olamayacağı üzerinde durur. Orada eşsiz bir saray vardır. Bu eşsiz sarayın kemâl sıfatlar sahibi eşsiz bir Sahibi vardır. Saray Sahibi tarafından saray misafirleri için tayin edilen eşsiz bir de kılavuz üstad vardır! Kılavuz Üstad, sarayın niçin binâ edildiğini, saray sahibinin kim olduğunu, saray misafirlerinin nasıl hareket edeceklerini ince ince anlatmakla görevlidir.

    Bedîüzzaman bu ifadeleri bir büyük hükümle sonuçlandırır: Bu sarayın varlığı iki şeye bağlıdır:

    1- Saray Üstadının varlığı. Çünkü saray üstadı olmadığında sarayla ilgili bütün maksatlar boşuna olacaktır. Tıpkı, anlaşılmaz bir kitabın, eğer öğretmensiz olsa, mânâsız bir kâğıttan ibâret kalacağı gibi!

    2- Saray misafirlerinin Saray Üstadının sözünü kabul edip dinlemeleri.

    Demek Saray Üstadının varlığı sarayın varlığı için olmazsa olmaz şarttır! Saray misafirlerinin, Saray Üstadının sözünü dinlemeleri ise sarayın devamlılığının olmazsa olmaz şartıdır! Diğer yandan, sarayın yıkılması da Saray Üstadının sözünün dinlenmemesine bağlanmıştır!4

    Öte yandan Bedîüzzaman’ın Otuzuncu Lem’a’da Hayy ismini ve hayat hakîkatini açıkladığı bölümde geldiği sonuç da ilginçtir ve tam bu hükmü doğrular niteliktedir: “Evet, evet, evet! Eğer kâinâttan risâlet-i Muhammediyenin (asm) nûru çıksa, gitse, kâinât vefat edecek! Eğer Kur’ân gitse, kâinât dîvâne olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek! Belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyâreye çarpacak, bir kıyâmeti koparacak!”5 Demek kâinâtın varlığının devamlılığı, Hazret-i Muhammed’in (asm) mesajının dinlenmesine bağlıdır!

    Hazret-i Muhammed’in (asm) nûru ile dünyânın şekli değişmiştir. İnsan ve bütün kâinâtın hakîkî mâhiyetleri ancak o nûr tûfânı ile aydınlanmış ve açıklanmıştır. Onun (asm) getirdiği nûr ile anlaşılmıştır ki; şu kâinâttaki her şey, Allah’ın isimlerini okutan birer değerli mektup, birer vazîfeli memur, kendisini bekâ âlemine hazırlayan birer kıymetli ve mânâlı varlıktırlar. Eğer o nûr olmasa idi, varlıklar tamamıyla mutlak fenâya mahkûm, kıymetsiz, mânâsız, faydasız, abes, boş, karmakarışık ve tesâdüf oyuncağı mâhiyetinde evhâm karanlıkları içinde kalacaktı. İşte bu sırdandır ki, akıl sahibi bütün insanlar ve yerlerden göklere kadar bütün varlıklar onun (asm) nûruyla iftihâr etmektedirler.6

    Eğer o nûr olmazsa kâinâtın da, insanın da, hattâ her şeyin de hiçe ineceğini beyan eden Said Nursî Hazretleri, böyle güzel ve eşsiz bir kâinâta, böyle eşsiz bir zâtın (asm) lâzım olduğunu kaydeder. “Yoksa kâinat da, eflâk da olmamalıdır” der.7

    Bedîüzzaman Hazretleri, bu hadîs-i kudsî’yi Resûlullah Efendimiz’in (asm) ibâdeti ve duâsı ile de îzah eder. Zamanın ve mekânın tek ferdi sıfatıyla Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm), öyle yüksek bir namazda, insanı ve bütün mahlûkâtı mutlak fenâya düşmekten, kıymetsizlikten, faydasızlıktan, abesiyetten âlâ-yı illiyyîn olan kıymete, bekâya, Cennete, ulvî vazîfeye ve Allah’ın birer mektubu olma makamına çıkarmak için, öyle umûmî bir duâ etmektedir ki, Hazret-i Âdem’den (as) Kıyâmete kadar gelen bütün peygamberler, bütün kâmil ve nûrânî insanlar kendisine uyarak, duâsına “Âmin!” demektedirler. Öyle umûmî bir ihtiyaç için duâ etmektedir ki, değil dünyâ ehli; semâvât ehli ve bütün kâinât dahî onun (asm) niyâzına iştirâk edip hal diliyle, “Oh! Evet, Yâ Rabbenâ ver! Duâsını kabul et! Biz de istiyoruz!” diyorlar. Duâsına ve niyâzına bütün mevcûdât, semâvât ve hattâ arş vecde gelip, “Âmin! Allâhümme Âmin!” diyorlar.8

    Peygamber Efendimiz’in (asm) ibâdet hayatının ve duâsının insanlık âlemi için ebedî saadetin ve Cennetin varlığının sebebi; peygamberliğinin ve hidâyetinin de ebedî saadete ve Cennete kavuşmanın vesîlesi olduğunu önemle vurgulayan9 Bedîüzzaman Hazretleri, diğer yandan Hazret-i Muhammed’in (asm) peygamberliğinin bu imtihân dünyâsının açılmasına sebep olduğunu, onun ibâdet hayatının ve getirdiği ibâdet prensiplerinin de ebedî saadet yurdu olan âhiretin açılmasına vesîle olduğunu kaydeder. Anlaşılıyor ki, Resûlullah Efendimiz’in (asm) peygamberliğinin hürmetine “dünyâ hayatı”, ibâdetinin ve duâsının hürmetine de “ebedî âhiret hayatı” yaratılmıştır.10

    Hazret-i Muhammed’in (asm) kâinâtın “ille-i gâiyesi,” yani kâinâtın biricik varlık sebebi olduğunu ve Yaratıcının ona bakıp kâinâtı halk etmiş olduğunu belirten ve buradan “Eğer onu îcad etmeseydi, kâinâtı dahi îcad etmezdi”11 hükmüne ulaşan Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri, Hazret-i Muhammed’in (asm) maddî ve mânevî hayatının, kâinâtın ruh ve hayatından süzülmüş bir özün özü olduğunu; peygamberliğinin de kâinâtın his, şuur ve aklından süzülmüş en sâfî bir öz olduğunu kaydeder. Buna göre, Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın hayatı, kâinât hayatının hayatıdır. Peygamberliği, kâinât şuurunun şuurudur ve nûrudur. Kur’ân’ın Vahyi ise, kâinât hayatının rûhudur ve kâinât şuurunun aklıdır.12

    Hazret-i Muhammed’in (asm) maddî ve mânevî hayatı ile kâinât hayatı arasında böylesine “ruh-beden” ilişkisi kuran Üstad Saîd Nursî hazretleri, ruhun ayrılışı ile bedenin çökeceği misâlinde olduğu gibi; Hazret-i Muhammed’in (asm) “peygamberlik nûrunun” kâinattan çıkıp gitmesi halinde de kâinâtın vefât edeceğini; Kur’ân’ın gitmesi hâlinde ise kâinâtın dîvâne olacağını, dünyânın da kafasını ve aklını kaybedeceğini; şuursuz kalmış olan başını bir gezegene çarpacağını ve kıyâmeti koparacağını haber verir.13

    Bedîüzzaman’ın bu beyanları, hem kıyâmetin kopuşunu haber veren sahih hadislerle örtüşmekte; hem de “Levlâke” hadîsini farklı bir yaklaşımla yorumlayarak, onun (asm) nûru olmadığında kâinâtın nasıl ve niçin dağılacağını ve yıkılacağını açıklar mâhiyettedir. Nitekim Kur’ân bu hikmetleri, “Biz Seni ancak âlemlere rahmet olasın diye gönderdik!” 14 âyeti ile doğruluyor!

    Bu durumda, hiç abartısız olarak denilebilir ki: Hazret-i Muhammed (asm) olmasa idi, bütün maksatlar-–bütün insanlığın ve bütün kâinâtın var oluş maksatları—beyhûde olacaktı. Nasıl ki, anlaşılmaz ve muallimsiz bir kitap, mânâsız bir kâğıttan farksız oluyor ise, bu kâinât sarayının da, bu dünyâ menzilinin de, bu mevcûdât kitâbının da ya bir tarif edici ve muallim nezâretinde bulunması, ya da bulunmaması lâzım geldiği anlaşılmalıdır.15 Doğrudan vahye mazhar olan bu tarif edici ve muallim ise, Hazret-i Muhammed’den (asm) başkası değildir.

    Süleyman Kösmene

    Dipnotlar:

    1- Bakınız: Bakara Sû resi: 30.

    2- Tîn Sûresi: 4.

    3- Sözler, s. 215.

    4- Sözler, s. 113.

    5- Lem’alar, s. 329; Sözler, s. 103; Aynı mânâyı besliyor: Şuâlar, s. 510.

    6- Sözler, S. 71,

    7- Sözler, S. 215,

    8- Sözler, S. 70, 218,

    9- Sözler, S. 70, 217,

    10- Sözler, s. 72; Mesnevî-i Nûriye, s. 38,

    11- Mektûbât, S. 191,

    12- Lem’alar, S. 329,

    13- Lem’alar, 329,

    14- Enbiyâ Sûresi: 107,

    15- Sözler, S. 113.

  5. irem Says:

    Siz o yan dönmüş 8 olayını çok yanlış anlamışsınız sanırım. Mantığını açıklar mısınız?


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 48.890 takipçiye katılın