Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Sevgili Dost 29 Ocak 2013

Filed under: Edebi İktibaslar — Ah Binel Ask @ 9:44 PM
Tags: , ,

ahbinelask.wordpress.com

 

6 Responses to “Sevgili Dost”

  1. Minikkelebek Says:

    Esselamü aleyküm. Hallac-i Mansur kimdir?

    • ahbinelask Says:

      Ve aleykum selam efendim. Anladığım kadarıyla bu soru sormakta maksadınız Hallac-ı Mansurun “Ene`l Hak” sözleridir, yani böyle düşünen birinin sözleri nasıl paylaşıyorsunuz demek istiyorsunuz, eğer böylese o zaman ona göre cevap vereyim, şayet yalnış anladıysam kusuruma bakmayın inşallah. Belki sorumuzu şöyle de sora biliriz ; Hallac-ı Mensur niçin “Ene`l Hak” diyordu ?

      CEVAP
      Asıl adı Hüseyin bin Mansur’dur. Hallac denilmesinin sebebi şudur: Bir gün, arkadaşı olan bir hallacın dükkanına girdi. Bir işinin görülebilmesi için onun yardımını rica etti. Fakat hallacın gittiği yerden dönüşü biraz uzun sürdü. Geldiğinde; “Ya Hüseyin, senin için bugün işimden oldum” diye söylendi. Hallac-ı Mansur onun endişeli hâline bakarak gülümsedi; “Üzülme senin işini de biz halledelim” diyerek parmaklarını pamuk yığınlarına doğru uzatıverdi. O anda henüz atılmamış pamuk yığınları harekete geçti. Kaşla göz arasında, tel tel saf pamuk bir tarafa, kirli ve süprüntü kısmı ise diğer tarafa ayrıldı. Hallaç şaşırıp kalmıştı. Olay kısa zamanda halk arasında yayıldı. Bundan sonra da ona Hallac-ı Mansur dendi.

      Pek çok kerametleri görüldü. Yanına gelenlere yazın kış, kışın yaz meyveleri ikram ederdi. İnsanlara, evlerinde ne yediklerini, ne yaptıklarını, ne konuştuklarını ve kalblerinden geçenleri Allahü teâlânın izni ile haber verirdi. 400 kişi ile birlikte çöle açılmıştı. Birkaç gün geçti. Yiyecek hiçbir şey bulamadılar. Açlıktan perişan bir hâle geldikleri sırada ona gelerek hallerini arz ettiler. Hemen elini arkaya uzatıp, 400 kişinin her birine bir kelle ile iki pide verdi.

      Enel Hak:
      Allahü teâlânın aşkı ile kendinden geçtiği bir sırada; “Enel-Hak dedi. Bu sözün anlamı, (Ben Hakkım) demek ise de, (Haktan başka hiç kimse yok) demek istemişti. Bu sözü için katline fetva verdiler. Halife, onun bir yıl zindana atılmasını emretti. Fakat halk yine ona gidip bazı meseleler soruyordu. Daha sonra ziyaret de yasaklandı. Şeyh Ebu Abdullah-i Hafif anlatır: “Hile ile Hallac-ı Mansur’u görmeye gittim. Yumuşak halılar ve döşeklerle döşenmiş, güzel bir oda gördüm. Oradaki köleye, “Şeyh nerede?” dedim. “Abdest alıyor” dedi. “Bu zindanda ne iş yapıyor?” dedim. “13 batman ağırlığında bir demir bağ ile, her gün bin rekat namaz kılıyor” dedi. Sonra, “Bu zindanda eşkıya ve hırsız çok, onlara nasihat eder” dedi. Biz konuşurken o abdest alıp geldi. Bana: “Ey genç nerelisin?” dedi. “Şirazlıyım” dedim. Meşayıhlerden sordu. Ebü’l-Abbas ibni Ata’ya gelince, “Onu görürsen, o mektupları yakmasını söyle.” Tam bu sırada zindancıbaşı içeri girdi. Saygı gösterdikten sonra, “Düşmanlar beni halifeye gammazlamışlar. Güya ben, ululardan birini buradan bin dinar alarak salmışım. Yerine de halktan birini hapsetmişim. İşte şimdi beni katledecekler” dedi. Şeyh: “Var selametle git” dedi. O gittikten sonra, şeyh hücrenin ortasında dizleri üzerine gelerek, ellerini havaya kaldırdı. Başını önüne eğdi. Şehadet parmağı ile işaret ederek ağladı. Öyle ağladı ki, gözyaşından ıslanmadık bir yeri kalmadı. Kendinden geçerek yüzünü yere koydu. O sırada zindancıbaşı içeri girdi. Şeyh: “Ne oldu?” diye sordu. Zindancıbaşı: “Kurtuldum” dedi. “Hangi sebeple kurtuldun?” diye sordu. Halife; “Seni öldürecektim. Şimdi sana gönlüm ısındı. Tekrar affettim” dedi.

      Burada tamam oldu.

      S : Önümüzde Firavun ve Nemrut örnekleri var. “Ben en yüce Rabbim” diyorlar. Fakat Allah’ın lanetine uğruyorlar. Hallac-ı Mansur, Beyazid-i Bestami gibi büyük ehlullahlar diyorlar ki “ben Hakkım” Bu iki tabir arasındaki fark nedir?

      C : Alemdeki yaratıkların hiçbirisi Rablık iddiasına kalkmamıştır. Sadece insan, kendinde bulunan Rabbani kuvvet ve ilahi kudret yüzünden bu davaya girişti . İnsanın kalp gözü açılmadan yani gönül haline gelmeden, Rablık davasına girişirse o zaman vücut azgın nefsinin tesirindedir; akıl ise haddini bilmez. İşte o zaman insan felakete uğrar. Kibirli, kendini beğenmiş, görünüşte çok kuvvetli fakat aslında çok zayıf insanlar olur. Bu zayıf insanlar görünüşte olaylara son derece hakim, her şeyi kendisi yönetiyormuş gibi görünürlerse de ufacık bir hadise onları hâk ile yeksan eder, yıkıp yok eder. Onlar zelzelelere değil ufacık sarsıntılara dahi dayanamazlar. Ama ne zaman ki, mutlak hakikatin kendilerinden yansıdığı kadarıyla Rablığı ruhlarında hissederlerse nefisleriyle mücadeleye başlarlar. O zaman ‘ben hakikate erdim, benden istenen buydu, bunu gerçekleştirdim’ yani ‘Enel Hak’ derler.

      S : Burada neden “ben Allah’ım” demiyorlar da, “Ben Hakk’ım” diyorlar?

      C : Ben Hakk’ım derken, ben Allah’ım demek istemiyor, ben hakikatime erdim, Hak oldum, haklı oldum, haklılığım zuhur etti. Çünkü Allah’ın benden istediği mana buydu, nefsimle mücadele ettim, kulluğumu bağırdım, çağırdım, söyledim yani ‘ben Hakk’ım’ derken ‘ben kulum’ diyor Hallac-ı Mansur.

      S : Fihi Mafih’te Hz. Mevlana da buyuruyor ki “Mansur’un, Enel Hak demesi, yani; ben fena buldum yok oldum yalnız Hakk kaldı, demesi büyük bir alçak gönüllük ifadesidir.” Açıklar mısınız?

      C : Çok doğru. Hakikaten bu bir alçakgönüllülüktür, asla kibir değildir. Yani ‘ben Allah’ım’ dememiştir. Çünkü daha sonra Hallac-ı Mansur’a dediler ki “Sen bu iddiadan , Allah olma iddiasından vazgeç (onlar anlamadılar) cezadan da kurtul”. Bunun üzerine o da dedi ki; “Kim söylediyse o vazgeçsin, ben böyle bir şey demedim”. İşte haklılık demek, haklı oldum, ben nefsimle mücadele ettim. Keşke herkes benim gibi yapabilse’ demektir. Belki de hatası neydi biliyor musunuz? Haklılığını haksızların önünde ilan etmekte acele etti. Bunu yapmasaydı bu kadar tepki almayabilirdi. Onun için Hz. Mevlana diyor ki; “Bakın dünya şu gruplardan oluşmuştur; Bir kısım deniz diye bir şey olduğunu duyar, ilmen duyar, fakat hiç görmemiştir, bunlar sadece ilimle bilirler.(ilm-el yakîn) Bir kısım denizi görür, ayn-el yakin olur, çok sever beğenir hatta biraz elini falan değdirir ve bağırır denizle bütünleştim ben denizi bildim” diye… İşte Hallac-ı Mansur gibi bağırır. “Bir kısım da benim gibi denizde kaybolur yok olur içine gömülür, onlar ağızlarını bile açmazlar konuşacak, iddia edecek hiç halleri kalmamıştır”. (hakk-el yak’ın) İşte bu da evliyalar arasındaki derecelerdir. Tevhidi de ilimle bilenler keşke her şeyde Allah’ı görebilseydim ama şimdi hala üzülüyorum, etkileniyorum, derler. Tevhid makamını gözle görenler her şeyde Allah’ı görüyorum diye bağırırlar. Ama tevhidde yok olanlar söyleyecek laf bile bulamazlar, neyi iddia edeceklerdir. Neyin arkasından koşacaklardır. Zaten her şey O’dur. Onun için bu derece çok üst bir derecedir.

      Cemalnur Surgut

  2. Minikkelebek Says:

    Öyle bir kaynak vermissiniz ki… Cemalnur Sargut Buddha’ya tapanlara dahi onu vesile kilarak Allah’a taptiklarini söylüyor ve onlaa saygi duyuyor. Oysa ki Kur’ân’da bu sekilde vesile arayanlara Rabbimiz müsrik demektedir. Maide sûresini yanlis anlayip, oradaki “vesile” kelimesini ibâdet ve Alla’in gösterdigi yollar olarak degil de fâniyi anlayan bir anlayisa sahip olanlardan uzak durun Allah askina. Bu kadin Nur sûresinin 31. âyetindeki emrin öncelerde kaldigi, simdi ise tesettürün ahlâkta oldugunu savunmaktadir. Ve daha nice örnekler söz konusu.
    Tevhid hakkinda bilgilenmenizi tavsiye ediyorum. Esselamü aleyküm.

    • ahbinelask Says:

      Doğru efendim haklısınız, Cemalnur Surgut hanım efendinin islama dinimize aykırı görüşleri fikirleri var. Evet tesettüre bakışlarını da biliyorum. Yine söylüyorum “her şeyin iyisine bak, iyi şeylerden iyi istifade et”, “güzel bakan güzel görür güzel görün hayatından lezzet alır” dusturuna sadık kalarak, güzel olan ne varsa istifade etmeye çalışırız. C. Surgut tevhid hakkında görürşleri gayet güzel ve yerinde. C. Surgutun tesettür hakkındaki görüşlerine kendi itirazımızı da yazmıştık, sessiz kalmadık. Fakat Hamd olsun kimsenin ters görüşleri bizi kötü anlamda katiyyen etkilemez biiznillah, güzel olan neyse ona bakmakla yükümlüyüz. Selam ve dua ile, hayırlı günler.

  3. Minikkelebek Says:

    Esselamü aleyküm. Herkesin iyiyi kötuden cimbizla çekmeye yetecek kadar ilmi yok malesef. Rabbim cümlemize iyiyi kötüden ayiracak feraseti nasip etsin.

    • ahbinelask Says:

      Ve aleykum selam. Herkes hakkında, tanımadan etmeden genelleme yapmak, fikir yürütmek de doğru değildir. Duanıza binler amin olsun. Baki selam ve dua ile.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s