Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Hadislerin Işığında Kaliteli Bir Âile 25 Mart 2013

ailemiz hane-i saadetimizHer müşkilimizin halli Kur’ân ve sünnet ile mümkün olduğu gibi bu asrın en mühim yaralarından biri olan sağlıksız âile meselesinin çözümü de ancak Kur’ân ahlâkına ittiba ve İslâm terbiyesine teslim olmaktadır. Herkes üzerine düşeni araştırmalı, öğrenmeli, idrak etmeli ve tatbik etmelidir. Yani âiledeki diğer bireylerin vazifelerinden ziyâde her birey kendi vazifesini bilmeli ve takip etmelidir.

İnsan karakterinin büyük bir yüzdesinin küçük yaşlarda şekillendiğini artık bilmeyenimiz yoktur. Dolayısıyla oluşturduğumuz toplumda fertler kendi şahsiyetinden önce yetişmiş oldukları âileyi, iyisiyle kötüsüyle bir şekilde temsil etmekteler. Âilenin ve çocuk yetiştirmenin önemine dâir okuduğumuz ve işittiğimiz her bir mâlûmat, ebeveynlerimizi birçok cihette takdir ediyor olsak da “Keşke daha güzel bir âile eğitimi almış olabilseydim” düşüncesini ister istemez zihnimize taşır.

Ve sonrasında “Benim teşekkül ettireceğim âilede falan doğrular olup filan yanlışlar olmamalı” gibi kendimize ileriye dönük bir takım vazifeler verir ve bu idealimizi vakti geldiğinde uygulama gayretine gireriz. Hedef, kaliteli âileler ile maddî ve manevî sağlıklı nesiller ortaya çıkması ve böylece terakki etmiş bir cemiyet teşekkül etmesidir.

Âilede en önemli esaslardan biri âile içi bağların kuvvetli olmasıdır. Evlatların ebeveyne karşı hürmet, muhabbet ve itaat içinde olmaları, kardeşlerin ise samimi muhabbet içinde bulunup, bu menfaatsiz sevgilerinin bir ömür devam edebilmesi ve âiledeki her bir ferdin (şahsî olsa bile) verecekleri kararlarda müstakil davranmayıp istişâreli davranmaları o âilenin kaliteli bir âile olduğunun en önemli göstergelerindendir.

Evrenselliğini her şekilde ispat etmiş Kur’ân ve İslâmiyet, âile müessesesinin âhengini temin edecek esasları âile içinde bulunan her ferde paylaştırmıştır.

***

“Her hangi bir kadın ki eşi kendisinden râzı olarak ölmüşse cenneti hak etmiştir.” (Tirmizi, Sünen)

Şuurlu bir Müslüman kadını kocasına itaat ve muhabbete sevk eden bu nebevî ölçüleri hayatına geçirecek ve elbette kocasının rızasını kazanma gayreti içinde olacaktır. Bir başka hadîste ifade edilen “Kocasının başına altından giydirilmiş taç gibi” olan hayırlı kadınlar kervanına hiçbir mü’mine hanımın dâhil olma iştiyakını taşımaması mümkün değildir. Kur’ân ahlâkıyla ve sünnet terbiyesiyle kendini tezyin etmek isteyen Müslüman bir kadın elbette cennetinin anahtarı kocasının elinde olduğunun idrâkine varmış bir kadındır ve o şuur ile de amel eder.

***
“Sizin en hayırlınız eşine karşı hayırlı olanınızdır. Ben sizin içinizde âilesine karşı en hayırlı davrananızım.” (Tirmizi, Sünen)

“Kadınlara ancak âl-i cenap ruhlar değer verir ve onlara ancak alçak karakterliler hor nazarla bakar.” (Suyûti, Câmiü’s-sağîr)

Kendisine Kur’ân’ı ve Peygamber (asm)’i ölçü etmiş Müslüman bir erkeğin ise kadına hayırla muamele edilmesini emreden bu hadîsleri bildikten sonra kadına değer vermeksizin zevcesine hayırsız ve kaba bir eş olması düşünülemez.

“Cennet anaların ayakları altındadır.” (Kuzâ’î) meâlindeki hadîs-i şerîf’i evlatlara, annelerin duâsı alınmadan cennetin hak edilemeyeceğini hatırlatırken, “Allah’ın rızası babanın rızasıdır.” (Tirmizi) meâlindeki hadîs-i şerîf ise babalar hoşnut edilmeden Allah’ın rızasının kazanılamayacağını ikaz etmektedir.

“Âilede en büyük kardeş baba mevkîindedir.” (Beyhâki) Bu ölçü ile de İslâm dini, baba bulunmadığında büyük kardeşi babaya vekil seçmekle, küçük kardeşleri büyük kardeşin etrafına toplar. Böylece âilenin birlik ve beraberliğinin bozulmasına izin vermez.

***

“Allah, bir âilenin fertlerini sevdiği zaman, onların aralarına şefkat ve merhameti sokar.” (Beyhakî, Ahmed)

Büyükten küçüğe şefkat, küçükten büyüğe hürmet ile nûrânî disiplin giymiş bir âileyi hangi birimiz arzu etmeyiz ki? Âilede verdiği vazifelerle; kadını kocasına, erkeği karısına, evlatları anne-babaya ve kardeşleri birbirine raptetmekle hârika bir dayanışma vücûda getiren İslâm terbiyesi, Kur’ân’ın evrensellik mûcizesine bir nümûne değil de nedir? Semada yıldızları ve gezegenleri güneşlerin yörüngesine sokmakla felekler arasında muazzam bir ahenk oluşturan ilâhî kanun, âile içinde de aynı âhengi hârika bir şekilde temin etmektedir.

Her müşkilimizin halli Kur’ân ve sünnet ile mümkün olduğu gibi bu asrın en mühim yaralarından biri olan sağlıksız âile meselesinin çözümü de ancak Kur’ân ahlâkına ittiba ve İslâm terbiyesine teslim olmaktadır. Herkes üzerine düşeni araştırmalı, öğrenmeli, idrak etmeli ve tatbik etmelidir. Yani âiledeki diğer bireylerin vazifelerinden ziyâde her birey kendi vazifesini bilmeli ve takip etmelidir.

Hepimizin bildiği bir Çin atasözü vardır “Bir çivi yüzünden bir nal, bir nal yüzünden bir at, bir at yüzünden bir asker, bir asker yüzünden bir savaş kaybedilebilir!” Kaybettiren değil kazandıran bir çivi olmak. Cemiyetin ahlâk ve îmânının kurtuluşuna vesile sayılabilecek bir âile müessesesi ve bu âilenin teşekkülünde vazifesini şuurla icra eden bir fert olabilmek bu asırda en büyük ayrıcalıklardan biri olsa gerek!

.

Mehlika Yağmur

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s