Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Evlilik nedir ? 01 Haziran 2014

Filed under: Ailemiz...Hane-i Saadetimiz... — Ah Binel Ask @ 2:28 PM
Tags: ,

evlilik nedir 1

 

Evlilik nedir ? 23 Mayıs 2014

Filed under: Ailemiz...Hane-i Saadetimiz... — Ah Binel Ask @ 8:14 PM
Tags: , ,

evlilik nedir

.
Evlilik acı biber gibidir ağzın yanar ama yine istersin.
Haram ilişki sigara gibidir bırakmak istersin, pis kokarsın yinede kurtulamazsın…

 

İnsan, evleneceği kişinin imanını çok iyi bilmelidir… 21 Mayıs 2014

evlilik-marriage

.

İnsan, evleneceği kişinin imanını çok iyi  bilmelidir.. Cüzdanını, fiziğini, kaşını, gözünü, bakışlarındaki fiyakayı değil..
Diyelim ki servet, diyelim ki fizik güzelliği…
 Bunun hükmü en çok 20 sene 30 senedir. Ama milyarlarca sene kıyas edilemeyecek, bir
 manevi hayatın ölümüne sebep olacaktır. Gençlerimiz kulağına, gözüne
 paraya pula bakmadan, şaşırmadan, kendilerinin imanından 1 kat daha
 fazlasını seçsinler. Ben hep böyle tavsiye ederim. Sen kendi imanını ölç!
Kendi imanına 10 üzerinde 8 veriyorsan, seçiceğin eşin 10  üzerinden 9 olsun ki, ikinizin ortalaması hiç değilse 9,5 olur. Allah inşAllah imanlı çiftlerin bir araya gelmesini nasip etsin ve toplum sevgisizlik ızdırabından kurtulsun. AMİN…

 ~

  Haluk Nurbaki ”İslam’da Nikah ve Aile Düzeni” adlı konferansından.

 

Sevgi de Allah namına olmalı… 19 Şubat 2014

Sevgi de Allah namina olmaliMühim Bir Suâl

Diyorsunuz ki: “Muhabbet ihtiyârî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binâen, leziz taamları ve meyveleri severim, peder ve vâlide ve evlâtlarımı severim, refîka-i hayatımı severim, dost ve ahbablarımı severim, enbiyâ ve evliyâyı severim, hayatımı, gençliğimi severim, baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfat ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?” 

Elcevap: Dört Nükteyi dinle.

Birinci Nükte: Muhabbet, çendan, ihtiyârî değil. Fakat ihtiyar ile muhabbetin yüzü, bir mahbubdan diğer bir mahbuba dönebilir. Meselâ, bir mahbubun çirkinliğini göstermekle veyahut asıl lâyık-ı muhabbet olan diğer bir mahbuba perde veya ayna olduğunu göstermekle, muhabbetin yüzü mecâzî mahbubdan hakikî mahbuba çevrilebilir.

İkinci Nükte: Tâdâd ettiğin sevdiklerini, sevme demiyoruz. Belki, onları Cenâb-ı Hakkın hesâbına ve O’nun muhabbeti nâmına sev deriz.
(…)
Hem, refîka-i hayatını, rahmet-i İlâhiyenin mûnis, latîf bir hediyesi olduğu cihetiyle sev ve muhabbet et. Fakat çabuk bozulan hüsn-ü sûretine muhabbetini bağlama. Belki kadının en câzibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezâket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddî, samimî, nurânî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyâdeleşir. Ve o zaife, latîfe mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhâfaza edilir. Yoksa, hüsn-ü sûretin zevâliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda, bîçare, hakkını kaybeder.

Sözler

***
Aklı başında olan bir adam, refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zâhirî hüsn-ü cemâline bina etmez. Belki, kadınların hüsn-ü cemâlinin en güzeli ve daimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli-tâ ki, o biçare ihtiyarladıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin. Çünkü onun refikası, yalnız dünya hayatındaki muvakkat bir yardımcı refika değil, belki hayat-ı ebediyesinde ebedî ve sevimli bir refika-i hayat olduğundan, ihtiyarlandıkça daha ziyade hürmet ve merhametle birbirine muhabbet etmek lâzım geliyor. Şimdiki terbiye-i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakatten sonra ebedî bir mufarakate mâruz kalan o aile hayatı, esasıyla bozuluyor.

Hem Risale-i Nur’un bir cüz’ünde denilmiş ki:

Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur.

Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır. Bedbahttır o adam ki, sefahete girmiş zevcesine ittibâ eder, vazgeçirmeye çalışmaz, kendisi de iştirak eder.

Bedbahttır o kadın ki, zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklit eder.

Veyl o zevc ve zevceye ki, birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani, medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder.

~

Lem’alar, 24. Lem’a, 2. Nükte, Bediüzzaman Said Nursi (r.a.) 

 

Bu devirde kız çocuğu yetiştirmek… 17 Şubat 2014

kiz cocugu

.

“Kız çocuğunu, erkek çocuğu gibi görememek, insanoğlunun genetik bir hastalığıdır. İnsanlık, Allah Rasûlü’nün tedavisine muhtaçtır. Kız çocuğu, sadece evlat değildir. Kız çocuğu, cennet anahtarıdır. Cami mi yapalım, yoksa bir kız çocuğu mu yetiştirelim? 1000 cami 1 Meryem olamaz ama, 1 kız çocuğu 1 Hanne, 1 Meryem olabilir. Bu umuttur.. Kız çocuğu yetiştiremeyenler, koca koca camiler yaparak kendilerini avutmasınlar, oyalamasınlar.. Kadını çökmüş bir toplumu, erkekler ayağa kaldıramaz. Mü’min kız, iyi Kur’an okuyan kız demek değildir. Mü’min kız, İslam’ı hayatının merkezine alarak, hayat pratiğine yansıtabilen kız demektir.”

~

Nureddin Yıldız

 

Kadınlar Erkeklerden Ne Bekler? 27 Kasım 2013

Kadinlar Erkeklerden Ne Bekler

Kadınlar Erkeklerden Ne Bekler? 

Kadınlar, bir araya geldiklerinde çoğu kez eşlerinden beklentilerini dile getirirler. Aşırı isteklerde bulunanlar olsa da genelde eşinden abartılı şeyler bekleyenlerin sayısı çok azdır. 

Peki, kadınlar, eşlerinden neler bekliyor? 
Erkekler; acaba bu beklentileri karşılayabiliyorlar mı? 

Kadın kocasından evi silip süpürmesini beklemez; ama “Bir şey yapmıyormuş” muamelesi görmeyi de hazmede­mez. Hiç olmazsa samimi bir şekilde: 

“Hayatım bütün gün koşturup yoruluyorsun, Allah razı olsun” cümlelerini duymak ister, “sevgi” ve “şefkat” bekler. 

Eşlerinin kapıdan girer girmez, “Yorgunluktan ölüyo­rum” sözleriyle selamsız sabahsız hemen TV’nin karşısına geçmelerini istemezler. 

Yapılan yemek ya da işlerle ilgili “takdir”lerini belirtme­sini, bir eksiklik varsa “iğnelemeden” ve usulünce söyleme­sini beklerler. Bir kadın eşinden, “Sustur şu çocuğu be kadın! Zaten akşama kadar kafam şişiyor. Bir de senin çocuğu­nun zırıltılarını mı dinleyeceğim? Görmüyor musun haber­leri dinliyorum!” demesini beklemez. (Çocuk; sanki sadece kadınındır!) 

Kadınlar, erkeklerden evi toparlamasını beklemezler; ama en azından “Nerede benim çoraplarım! Şu kenarda du­ran çoraplarımın sana ne zararı var?” demeleri yerine çorap­larını belirli bir yere koymalarını öğrenmelerini isterler, kirliyse kirli sepetine bırakmasını beklerler. 

İşten gelen eşlerinin, “A! Bu çocuk ağlıyor, yemek de ha­zır değil; zaten arkadaşlar da beni bekliyor. Haydi eyval­lah!” deyip çekip gitmesini değil, “Ben çocukla ilgileneyim sen bir şeyler hazırla yiyelim. İstersen yemekten sonra uzanıver. Ben çocuğa bakarım” gibi tepkiler, “hoşgörü”, “yu­muşaklık”, “merhamet”, “destek”, “güven” ve “himaye” bekler. 

Peygamber’imiz, (a.s.m.) “Mü’minlerin iman bakımından en üstünlerinden bir tanesi de ahlâkı en güzel olanı ve aile fertlerine en lütûfkâr davrananıdır.” (Ibni Mace, Nikâh: 50; Tirmizi, İman: 6.) demiyor mu? 

Acaba sevgi, ilgi, şefkat, merhamet, hoşgörü vb. kadının erkekten beklediği şeyler başka gezegenlerden ithal mi edi­liyor? Kilo ile mi satılıyor? Milyon dolarla mı almıyor? Ne dersiniz bu akşam evinize en yakın marketten 100 gram te­bessüm, ilgi, sevgi, hoşgörü almaya?

~

Gülay Atasoy

 

Evlilik hayatında erkekler kadınlardan ne bekler? 09 Kasım 2013

Evlilik hayat'nda erkekler kadinlardan ne beklerEvlilik hayatında erkekler kadınlardan ne bekler?

Evlilik hayatında çoğu şey müşterek, ancak beklentiler farklı olabiliyor. Yıllar geçse de eşler birbirlerine önceliklerinin ne olduğunu net bir şekilde dile getiremeyebiliyor. Özellikle erkekler ne istediklerini anlatmakta, kendilerini ifade etmekte çok sıkıntı çekiyor.

Evlilikte erkeğin kadından beklentileri genelde kadının beklentilerinden daha fazladır. İkisi de aynı işyerinde çalışıp yorulsa da erkek, eve girer girmez “çok yoruldum” diye uzanır. Kadının böyle bir lüksü olmadığı gibi üstelik erkek, ondan bir de güzel “yemek” bekleyebilir.

Evin düzenli-tertipli, elbiselerinin temiz ve ütülü olmasını, hatta kimi erkek, içeceği bir bardak suyu bile eşinin getirmesini bekler. Cep telefonunun nerede olduğunu, gözlüklerini, çoraplarını nereye koyduğunu, arabanın anahtarının nereye bırakılmış olabileceğini hülasa buna benzer birçok şeyi kadından hep “hizmet” olarak bekler.

En önemlisi ise, erkekler, annelerinden gördükleri karşılıksız “şefkat”, “sevgi” ve “ilgi”yi eşlerinden de beklemektedir.

Fakat annesinin “Aa! Burnun akmış gel sileyim” dediği gibi; “Mendilini aldın mı? Anahtarın, telefonun cebinde mi?” vb. sorularla çocuk gibi idare edilmek yerine, ayrıca fizikî gücünü göstermek için eşinin kendisini bir “kahraman” gibi görmesini de bekler.

Yaratılış itibarıyla şiddet, saldırganlık, sinirlilik, kabadayılık, özgürlük ve kural tanımazlık özelliklerine yatkın olduğu için erkekler, eşlerinin bu duygularını kontrol altına almasına yardımcı olacak “sakin, itidalli, hoşgörülü, anlayışlı, idareci” olmasını bekler.

Aileyi idare ettikleri için ülke idare eden kral gibi “saygı” görmek ve asla “tenkit edilmemek” ister.

Bu hay huy içinde kadınların en çok yakındıkları şey, “Eşim ne yaş günümü ne de evlilik yıldönümümüzü hatırlıyor. Demek artık beni sevmiyor!” vehmine kapılmalarıdır. Bu yüzden erkekler eşlerinin pek kolay anlaşılamayan “sevgi dillerinin” kolayca anlaşılmasını bekler.

Eşinin “Sen bana ne hayat yaşatıyorsun?” diye nankörlük etmek yerine, kendisinin mükemmel bir baba ve eş olduğunu ifade eden “takdir” sözcükleri bekler.

Maddi konuda kendisini sıkıntıya sokmayıp, gücünü aşan aşırı isteklerde bulunmayarak “ayağını yorganına göre uzatarak”, “iktisatlı” olmasını bekler.

Eşlerinin soru kitabı değil “cevap anahtarı” olmasını, “dırdırlarıyla” kafasını “şişirmemesini” özellikle de “gözyaşlarını silah” olarak kullanmamasını bekler.

Bir şeye canı sıkıldığında durgunlaşıp düşünmeyi tercih eder. Şayet eşi tepesine dikilip: “Ne düşünüyorsun! Yoksa başka biri mi var? Yoksa, bir yerlere para mı kaptırdın?” gibi aşağılayıcı ve “güven” zedeleyici davranışlardan kaçınmasını bekler.

İhtiyacını en fazla tatmin eden, aşkını, sevgisini ve şevkini paylaşacağı neş’ede ortak, elem ve kederde yardımcı, sûri güzelliğinin yanında zahiri arkadaşlığını samimileştirecek “iffet” ve kötü ahlaktan arınmış, “ünsiyet” edeceği, iyi geçineceği, ruhi imtizacı sağlayacak “mûnislik, itaat” ve “güzel ahlâk” bekler.

Kısacası erkek kadından, annesi kadar “şefkatli eş”, güveneceği sadık bir “dost”, her şeyi paylaşabilecek “arkadaş”, sohbet edebileceği kalbine karşılık mükemmel bir “kalb” bekler

Güllerin Efendisi, hayırlı kadının kocasına iyilik yapan olduğunu ve böyle bir kadının bu hareketinin bin şehitlik makamıyla eşitlendiğini söyler. Tabii ki, o da ayrı bir yazının konusu olsa da madalyonun bir de “kadınlar erkeklerden ne bekler?” yüzü var.

~

Gülay Atasoy

 

 
%d blogcu bunu beğendi: