Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Allah var diyorsunuz ama… 06 Haziran 2013

Allah var

.

Allah var diyorsunuz,
neden yok gibi davranıyorsunuz !

~

Nihat Hatipoğlu

 

Allah’a tanrı denilir mi? 19 Mayıs 2013

AllahAllah’a tanrı denilir mi?

Bu bölümde Allah’a Tanrı denilemeyeceğinin delillerini göreceğiz:

– Allah’ın isimleri Ehl-i Sünnet itikadınca tevkifidir. Yani Allah hakkında, Allah’ın bildirdiği isimleri söylemek caiz olup, bunlardan başkalarını söylemek caiz değildir. Mesela Allah’a “Âlim” denilir, fakat aynı manada olan “Fakih” denilmez. Yine Allah’a cömert manasında “Cevad” denilir, ancak aynı manada olan “Sahi” ismi denilemez. Çünkü Allah-u Teâlâ kendisini “Fakih” ve “Sahi” isimleriyle tanıtmamıştır. Bunun için Allah yerine Tanrı demek de caiz değildir.

İmam Gazali der ki: Bir insana bile kendimizden dilediğimiz gibi ad koyamazsak nasıl olurda Allah hakkında bu cüreti gösterebiliriz?

Tanrı: İlah ve mabud demektir. Mesela, “Pek çok Hindu’nun tanrısı öküzdür”, “Mecusilerin tanrısı ateştir” denilmektedir. Başka dilerde de ilah ve mabud manasında farklı kelimeler kullanılmıştır. Allah ismi ise yabancı dillerde yapılan tercümelerde aynen kullanılmıştır. Çünkü bu ismin karşılığında hiçbir dilde hiçbir kelime yoktur.

Allah ismi kuranda 2806 defa geçmesine rağmen bir defa bile tanrı kelimesi geçmemektedir. Hem Cenab-ı Hak Kuran’da defalarca “Benim ismim Allah’tır, beni Allah diye çağırınız, bana Allah diyerek ibadet ediniz, Allah diyerek yalvarınız” demekte, ancak hiçbir ayette “Ben tanrıyım, bana tanrı deyin” dememektedir.

Hadis-i Şeriflerde de Tanrı ismi geçmemektedir. O halde, Allah’a kendi istediği ismi söylemekten kaçıp, müşriklerin batıl mabudlarına koydukları Tanrı ismiyle onu çağırmanın ne kadar yanlış olduğu ortadadır.

Acaba bir hükümdar, emri altında bulunan kimselere “Benim adım Ahmed’dir. Beni Ahmed ismi ile çağırınız” dese, onlar da farzı misal: “Hayır efendimiz, bizim canımız sana Ahmed demek istemiyor, biz sana Osman diyeceğiz. İkisi de altı üstü isim değil mi?” deseler ve öylede çağırsalar, o padişah buna nasıl çok kızarsa; aynen bunun gibi, Allah ismi yerine O’nun emretmediği belki de sevmediği Tanrı ismini söylemek ve o isimle O’na ibadet etmek gazabı ilahiyyeye vesile olur.

 

İçimizde gizlenmiş bir Allah sesi var… 12 Ocak 2013

Filed under: Aşk-ı İlahi — Ah Binel Ask @ 12:26 PM
Tags: ,

ahbinelask.wordpress.com

.

Bizde gizlenmiş bir ALLAH sesi var; biz o’na kalp diyoruz.

~

 Nurettin Topçu

 

Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışız… 16 Aralık 2012

Filed under: Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan — Ah Binel Ask @ 10:12 PM
Tags: , , , ,

ahbinelask.wordpress.com

.

“Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışız, Allah’tan daha güzel boyası olan kim? Biz ona kulluk edenleriz.”

. 

(Bakara 2, 138)

.

(Our religion) takes its hue from Allah. And who can give a better hue than Allah. And it is He Whom we worship.

(The Cow  2, 138)

.

صِبْغَةَ اللَّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللَّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدُون

.

(138, 2 – البقرة )

 

Allah’a takva duymak, bu Aşk’tır… 26 Kasım 2012

.

“Allah’a takva duymak, O’nun cezalarından korkmak değil,

O’nun rızasından uzak kalmaktan korkmaktır.

Ve bu Aşk’tır.”

 ~

Roger Garaudy

 

“Bir Allah var” demekle, Allah’ı bilmek mümkün değil…

.

Allah’ı bilmek, bütün kâinata ihata eden rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz’î ve küllî herşey Onun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat’î iman etmek; ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve Lâ ilâhe illallah kelime-i kudsiyesine, hakikatlerine iman etmek, kalben tasdik etmekle olur. Yoksa, “Bir Allah var” deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnat etmek-hâşâ-hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci tanımak ve herşeyin yanında hâzır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah’a iman hakikati onda yoktur. Belki küfr-ü mutlaktaki mânevî Cehennemin dünyevî tazibinden kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler.

Evet, inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır.

 Evet, kâinatta hiçbir zîşuur, kâinatın bütün eczası kadar şahidleri bulunan Hâlik-ı Zülcelâl’i inkâr edemez…

~

Bediüzzaman Said Nursi (rh.a.)

 

Hz. Zeyneb’in Yezid’in Sarayındaki Konuşması 23 Kasım 2012

Filed under: Edebi İktibaslar — Ah Binel Ask @ 8:03 PM
Tags: , ,

.

Hz. Zeyneb’in Yezid’in Sarayındaki Konuşması

.
“Her şeyi bilen, her şeyi yaratan Allah’ın adıyla… Allah’ın selamı Resullerin güvencesi olan dedemin üzerinden eksik olmasın.

Allah aynen şöyle diyor: “Allah’ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı kötü bir azapla cezalandıracağız.” (E’nam: 157)

Ey Yezid!

Bizi aç ve sefil bıraktığına, bizim varlığımızı tehlikeye soktuğuna mı inanıyorsun gerçekten? Bağlanmış ve zincire vurulmuş halimizle huzurunda bizi el pençe divan durdurmakla bizi zavallı tutsaklar durumuna düşürdüğüne ya da bu yolla bizim üstümüzde egemenlik kurduğuna mı inanıyorsun? Allah katında bizim itibarımızı yitirdiğimizi, gözden düştüğümüzü, buna karşılık sizin de yüceldiğinizi, şereflendirildiğinizi mi düşünüyorsun? Sizin dış görünüşteki başarınızın yüce şerefinizden ya da üstün konumunuzdan ileri geldiğini mi sanıyorsun? Kibirli ve basiretsiz kılığına bakmadan buna mı dikmişsin gözünü? Dünya âlemi elde ettiğine, bütün cihan üstünde nüfuz sahibi olduğuna mı inanmaya başladın yoksa? Dalavere işlerinizin düzlüğe çıktığını ve kendini ülkenin efendisi, devletin de yöneticisi olduğunu mu sanıyorsun?

Bekle, bekle… Cahilin cühelanın aklını çeliyorsun. Allah’ın ‘inkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz sürenin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye süre veriyoruz küçültücü azab onlaradır’ (Âl-i İmran: 178) diyen buyruğunu nasıl da unutursun?
.

(Cihan Aktaş, Hz. Zeyneb “Kerbela Şahidi…” kitabından alıntı)

 

 
%d blogcu bunu beğendi: