Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Üç şeyi kötü günlerinde dene: Eşini, dostunu ve sabrını… 07 Haziran 2014

zor gunler

.

“Üç şeyi kötü günlerinde dene: Eşini, dostunu ve sabrını…”

~

Hz. Ali (r.a.)

Reklamlar
 

Rabbim herkese “O’na” ulaştıracak eş nasip etsin… Âmîn! 28 Ekim 2012

Filed under: Aforizmalar - Nurâni Nakışlar - Özlü Sözler — Ah Binel Ask @ 12:54 PM
Tags: , ,

.

“ Her kişi münâsip olduğuna meyleder. . . ”
 .

Âşıklar Kitâbı´ndan.

 

Sen İnsansın, kendi eşini iyi seç… 08 Eylül 2012

Filed under: Aforizmalar - Nurâni Nakışlar - Özlü Sözler — Ah Binel Ask @ 9:33 PM
Tags: , ,

Uçan kuş bile eşini bilir ve sürüsünü bulur.

Sen insansın.

İçine karışacağın adamları iyi seç.

 ~

Yusuf  Has Hacip

 

Bütün evliliklerin sevgi-Aşk İle devam ettiğini mi zannediyorsun? 05 Ağustos 2012

Filed under: Ailemiz...Hane-i Saadetimiz... — Ah Binel Ask @ 2:50 AM
Tags: , , , , , , ,

Bütün evliliklerin sevgi-aşk ile devam ettiğini mi zannediyorsun?

Hz. Ömer’e gelen bir adam ”eşimi boşamak istiyorum” der. Aile birliğine çok büyük önem veren

Hz. Ömer sorar: “Neden eşini boşayacaksın? Eşinin hangi kusuru seni eşinden soğuttu?

Haklı bir gerekçen var mı?”

Adam der ki; “Ben artık onu sevmiyorum. Bunun için boşamak istiyorum eşimi.”

Hz. Ömer’in cevabı son derece manidardır; “Sen bütün evliliklerin sevgi-aşk ile devam ettiğini mi zannediyorsun?

Sende hiç mi vefa yok? Hani vefa nerede? Git ve eşinle yola devam et.”

 Evliliği devam ettiren en önemli nokta hakikaten “vefa” duygusudur. Çünkü en büyük sevgiler, tutkular,

aşklar zaman geçtikçe monotonlaşabilir ama vefa duygusu böyle olmamalıdır. Eşimizin zor günlerimizde

yanımızda olduğunu unutmamamız lazım. Bizimle yola çıktığını, bize evlat verdiğini, baba ve annesini terk

ederek bize geldiğini unutmamak lazım.

~ ~ ~

ESKİ EŞE VEFA

Hz. Aişe (r.a.) Peygamberimiz’in (s.a.v.) ilk eşi olan Hz. Hatice annemize duyduğu derin saygı,

sevgi ve vefayı bir gün kıskanır. Çünkü Hz. Hatice vefat etmiş olsa bile Peygamberimiz hep onu

hayırla anmaktadır. Halbuki Hz. Hatice validemiz 65 yaşında vefat etmiş yaşlı bir hanımdı.

Hz. Aişe olaya böyle bakar.

Bir gün de bunu saklayamaz ve Hz. Peygamber’e şöyle der: “Ey Allah’ın peygamberi, sen bu kadında ne buldun?

Dişleri dökülmüş, sırtı kamburlaşmış ihtiyar bir kadındı. Ben ise gencim. Daha dincim.

Ama sen bir türlü Hatice’yi unutamıyorsun. Hep Hatice diyorsun.”

Hz. Peygamber (s.a.v.) bu kıskançlığı anlayışla karşılasa bile bu çıkışı cevapsız bırakmaz. Eski eşine vefasını yineler.

Şöyle buyurur: “Aişe, bu ne kadar yersiz bir sözdür. Evet, Hatice benim için çok önemlidir.

Herkes beni Mekke yollarında inkar ederken, o yanımda durdu. Herkes malını sakınırken o malını Allah için harcadı.

Zor anımda bana destek oldu. Bana çocuk verdi. Evet Aişe, ölünceye kadar Hatice diyeceğim. O, cennet hanım efendilerinden birisidir.

 Hz. Aişe der ki; “Ben bir daha Hz. Hatice hakkında konuşmadım.” Resulullah’ın (s.a.v.) Hz. Aişe’ye ve dolaylı

olarak bize hatırlattığı işte bu yitirdiğimiz vefa duygusudur.

~

Nihat Hatipoğlu

 

Dilinizi tutun, dudaklarınızı ısırın, ama eşinizi kırmayın..! 24 Mayıs 2012

.

Dilinizi tutun, dudaklarınızı ısırın, ama eşinizi kırmayın..!

“Ayşe teyze elli yıldır aynı yastığa baş koyduğu kocasıyla iki haftada bir aile hekimine gelir ve oturur oturmaz doktora şikâyete başlardı. ‘Kızııım, bu Ali amcan var ya, Allah ıslah etsin onu. Ali amcan, şöyle, Ali amcan böyle. Boşayacağım bu adamı.’ Ali amca da bazen titreyen sesiyle ‘Asıl sen şöyle böyle yapıyorsun!’ diye kendini savunur ve bazen de susardı. Aile hekimi sakinleştirmeye çalışırdı: ‘Etme Ayşe teyze, bunca yıldan sonra, böyle küçük meseleler yüzünden değer mi? El âleme ayıp, bu kadar sabrettiniz birbirinize, şurada ömürden ne kaldı geriye.’

Kısa süre sonra Ali amcanın öldüğü öğrenilir ve Ayşe teyze bir yıl ortalıklarda görünmez. Günün birinde çıkagelir Ayşe teyze. Eski canlılığını yitirmiştir, suskunlaşmıştır, gözlerinin feri kaçmıştır. Oturur aile hekiminin karşısına. ‘Nasılsın Ayşe teyze?’ diye sorar hekim.

Gözyaşlarına eşlik eden titrek sesiyle ‘Ah evladım’ der. Ali amcan öldüğünden beri hayatım bir kâbusa döndü. Peşlerinden neler çektiğim evlatlarımdan hayır yok. Ne oğlumun evine sığabildim, ne kızımın evinde bir köşecik bulabildim kendime. Ne gelimine yaranabildim, ne damadıma. Yapayalnız kaldım. Tek Ali amcan yaşasaydı da, bir iyilik etmesi lazım değil, hiç olmazsa evin bir köşesinde bir nefesi olsaydı.’
Görüyorsunuz, sizi en çok sevenler dâhil, herkes çekilip gidecek hayatınızdan, çocuklar yuvadan uçacak ve kimse size eşiniz kadar yakın kalamayacak. Sorun iffetsizlik değil, cana kast değil, akıl kaybı değil, hırsızlık değil, kumar değil, daha ne?

 Anlaşamıyormuşuz. Anlaşamamanın canı cehenneme! Eşinizin basit eziyetlerine sabretmezseniz cenneti hangi eziyetle kazanacaksınız? Üstelik kimsenin yanında eşiniz kadar rahat olamayacağınızı da biliyorsunuz. Öyleyse, ciddi ahlaki sorunu olmadığı sürece, sırf maddi kararlarda anlaşamamak yüzünden eşinizi kırmayın. Her şey en iyi olamıyorsa, boş verin olmayıversin. Dilinizi tutun, dudaklarınızı ısırın, ama eşinizi kırmayın.”

Muhammed Bozdağ

 

Bana eşit değil, bana eş ol! 27 Şubat 2012

.

Kadın ve erkek eşit değil, eştir.

Birbirlerinin yerine geçmek için değil,

Birbirlerinin yanında olmak için vardır..

Senai Demirci

 

Eş Dediğin; 16 Şubat 2012

Filed under: Ailemiz...Hane-i Saadetimiz... — Ah Binel Ask @ 6:42 PM
Tags: , , ,

.

– Ya Arkana Geçer Namaza Durur,

 – Ya da Önüne Geçer İmamın Olur..! ♥ 

 

 
%d blogcu bunu beğendi: