Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Yemek duası (Sofra duası) 24 Mayıs 2013

yemek duasi

.

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Elhamdülillâhi’llezî et’amenâ ve sekânâ ve cealnâ minel müslimîn.” (Tirmizi, De’avat, 56; Ebu Davud, Et’ıme, 52)

(Bize yedirip içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.)

 

“Külû ve’şrabû ve lâ tüsrifû, İnnehû lâ yuhibbü’l müsrifîn.” (A’RÂF Suresi 7, Âyet – 31)

 (Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.)

 

Ey bizi nimetleriyle perverde eden SULTANIMIZ!

Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster.  Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahfettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et.

Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb’id ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyyetini başıboş bırakıp idam etme.

YA RAB! kusurumuzu affet bizi kendine kul kabul et. Emenetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl.

Ruhumuzu cesedimize, kalbimizi nefsimize, aklımızı midemize hakim eyle. Lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle.

YA RAB! Resûl-u Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın bereketi hürmetine bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan et!..

Amin!…

~

(Bedîüzzaman Said Nursî (rh.a.) Risâle-i Nûr Külliyâtı)

 

Mü’min ola bilmek ne büyük bir nimet… 17 Ocak 2013

Filed under: Edebi İktibaslar — Ah Binel Ask @ 1:13 AM
Tags: , , , ,

ahbinelask.wordpress.com

.

Hakiki müminler, nimette boğulmaz, Mün’imi, yâni o nimeti ihsan edeni tanırlar. Esere saplanıp kalmaz, müessiri, Hâlik’ı tanırlar ve bilirler. İnanmayanlar ise, sofranın tabakları, kitabın yaprakları, yahut fabrikanın bölmeleri arasında dolaşıp duran bir böcek gibi,

bu âlem ve içindekilerden, hakiki mânâda, istifade edemez, hayatlarını zâyi eder giderler.

~

 Prof.Dr. Alaaddin Başar

 

Biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki, güneşten daha parlak! 24 Aralık 2012

Filed under: Risale-i Nur'dan İnciler... — Ah Binel Ask @ 7:16 PM
Tags: , , , , ,

ahbinelask.wordpress.com

.

Madem biz kadere teslim olup bu sıkıntıları, 1 خَيْرُ اْلاُمُورِ اَحْمَزُهَا sırrıyla, ziyade sevap kazanmak cihetiyle mânevî bir nimet biliyoruz.

Ve madem geçici, dünyevî musibetlerin sonları ekseriyetle ferahlı ve hayırlı oluyor. Ve madem biz hakkalyakîn derecesinde yakînî

bir kat’î kanaatımız var ki, biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki, güneşten daha parlak ve Cennet gibi

güzel ve saadet-i ebediye gibi şirindir. Elbette biz bu sıkıntılı haller ile müftehirâne,

 müteşekkirâne “bir mücahede-i mâneviye yapıyoruz” diye, şekvâ etmemek lâzımdır.

~

Bediüzzaman Said Nursi rh.a.
 Tarihce-i Hayat

.

1 “İşlerin en hayırlısı zor olanıdır.” el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 1:55.

 

Hizmet nimettir… 02 Kasım 2012

Filed under: Aforizmalar - Nurâni Nakışlar - Özlü Sözler — Ah Binel Ask @ 1:24 PM
Tags: , , ,

.

Mademki bilen yok, sormaktır usül,
Sultanın sözüne kulak ver asıl,
Bu işin sahibi Hazreti Rasul,
Ancak bilen bilir, hizmet nimettir.

~

Serdar Tuncer

 *** 

.
Vakt-i Şerif, Cuma, ahir ve akibet hayrola efendim…

 

Şükür nimeti ziyadeleştirir, gaflet ise kaçırır! 23 Ekim 2012

Filed under: Risale-i Nur'dan İnciler... — Ah Binel Ask @ 7:48 PM
Tags: , , , , ,

sukur nimeti ziyadelestirir

.

“Bayramlarda gaflet istilâ edip gayr-ı meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde,

zikrullaha ve şükre çok azîm tergibat vardır. Tâ ki, bayramlarda o sevinç ve sürur nimetlerini şükre çevirip,

o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir, gaflet ise kaçırır.”

~

Bediüzzaman Said Nursi hz. / Lemalar (Yirmi Sekizinci Lem’a)

 

Dost sanma her “dost” diyeni!.. 17 Ekim 2012

Filed under: Aforizmalar - Nurâni Nakışlar - Özlü Sözler — Ah Binel Ask @ 11:35 PM
Tags: , ,

Nimet içinde iken dostluktan söz açıp, “kardeşim!” diyeni dost sayma.

 Dost, dostunun elini onun perişanlığında, çaresizliğinde tutan kimsedir.

 ~

 Sadi Şirazi

 

GÜNLÜK DUALAR 08 Ekim 2012

Filed under: Bir Hadis-i Şerif,Dua Bir İksirdir... — Ah Binel Ask @ 10:09 PM
Tags: , , , , , ,

 

“Oku! Yaratan Rabinin adıyla (oku)!”  [Alak 96/1]

.

“Bismillâh” her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim!  Şu mübarek kelime,

İslam nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın lisan-ı hal ile vird-i zebanıdır.”

[Bediüzzaman Said Nursi, Sözler]

.

YATARKEN VE SABAHLARI KALKARKEN OKUNACAK DUALAR

Yatarken: “Bismekellâhümme  ehyâ  ve  emûtü.”

Manası:  “ALLAH’ım! Senin ismini zikrederek ölürüm ve dirilirim.”

Sabahları kalkarken: “Elhamdülillâhillezî  ehyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhin-nuşûr.”

Manası:  “Hamd, öldükden sonra bizi dirilten ALLAH’a mahsustur. Toplanacak yer  O’nun huzurudur.”

*Resul-i  Ekrem Efendimiz (S.A.V), yatacakları ve sabahları kalkacakları vakit bu duaları okurlardı: Yatağa E’ûzü ve besmele okuyarak gir. Sağ yan üzerine kibleye karşı yat. Sağ avucunu sağ yanağının altına koy. E’ûzü besmele ile bir  (Âyet-el kürsi)  ve  (Kafirûn)  sûresini oku. (El-Bakara) suresinin son ayetlerini  (Âmene’r-Resûlü) oku.

Sonra üç defa istiğfar duası, ya’ni (Estağfirullâhellezî, La ilâhe illâ hüvel’Hayyel’Kayyûme ve etûbü ileyh) oku!  

Sonra bir (on)  kere kelime-i temcîd, ya’ni (Tevekkeltü  alellah ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâh) oku.  Sonra bir kere  (Allahummağfir lî ve lî vâlideyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minât)  ve bir salevât-i serîf (Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ ali seyyidina Muhammedin)  ve bir kere (Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ cemî’il Enbiyâi velmürselin),  ve bir  (Rabbenâ âti-nâ fîd-dünyâ haseneten ve fîl-âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn) ve üç kere istiğfar, ya’ni (Estağfirullâhel’azîm el kerîm ellezî La ilâhe illâ hüvel’Hayyel’Kayyûme ve etûbü ileyh) ve bir kere (Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr,  Sübhânallahi vel hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber velâ havle vela kuvvete illâbillahil aliyyil azîm) ve bir kelime-i tevhîd, ya’ni (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) ve bir kelime-i şehâdet  (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh) oku!

*Hz. Âişe  (R.A.)  anamız, şöyle anlatmışlar: “ Hz. Peygamber  (S.A.V.)  Efendimiz yatağına girdiği zaman, iki elini birleştirip avucuna üfler ve;

1. Kul hüvallâhu Ehad (3 defâ)

2. Kul eûzu bi’Rabbil’felak (3 defâ)

3. Kul eûzu bi’Rabbinnas (3 defâ)

Surelerini okur ve avuclarına üflerdi. Ve üflediği mübarek ellerini mübarek vucudunun yetişe bildiği yerlerine kadar meshederdi.

Bunu üç kere tekrarlardı. Önce başını, yüzünü meshederek başlardı.”

*Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Efendimiz buyurdu ki:  “Yatarken (Tebâreke) sûresini okumadan yatma! Zîrâ ölürsen kabrde sana yoldaş olur. Her gece (Tebâreke) sûresini okuyan kimse,

Kadir gecesi  ihyâ  etmiş  gibi sevaba nail olur.”

*Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Efendimiz buyurdu ki:  “Yattığınız vakit  (Âyet-el kürsi) okuyunuz.

Zîrâ  okuyan o kimseye Cenâb-ı Allah (Azze ve Celle)  koruyucu iki melek gönderir.”

*Sultan-ı  Enbiyâ  “sallallahü aleyhi ve sellem” Hazretleri buyurdular ki: “Allahü Azîm-üş-şân hazretlerinin üç ismi vardır ki, dilde hafif, terazide ise çok ağırdır. (Sübhânallahi vel hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber velâ havle vela kuvvete illa billâhil’Aliyyil’Azîm.) bunu söyleyenden Allahü teâlâ hazretleri razı olur ve her bir kelimesine yüz sevap verilir.”
.

EVDEDEN ÇIKARKEN VE EVE GİRERKEN OKUNACAK DUALAR

Evden çıkarken: “Bismillah, tevekkeltu alellâh, lâ havle velâ kuvvete illa billâh.”

Manası:  “ALLAH’ın ismini anarak evden çıkdım.  ALLAH’a  dayandım. Rabbim! Sapmaktan, başkalarını saptırmakdan, hata etmekden ve hata ettirmekten, zulmetmekden ve zulmedilmekten, cahillikten ve bana karşı cahillik yapılmasından sana sığırnırım.”

*Resul-i  Ekrem  Efendimiz (S.A.V), Hâne-i Saâdet’inden çıkdıkları vakit bu duayı okurlardı.

*Evden çıkarken  (Âyet-el kürsi) okumak güzel edebtir, mütehaptır.

*Sultan-ı  Enbiyâ (A.S.M.) Efendimiz:  Evinden çıkarken  (Âyet-el kürsi)  okuyana, yetmiş melek,

evine dönünceye kadar duâ ve istigfar eder.”  buyurmuşlar.

Eve girerken: “Allahümme innî es-elüke hayra’l-mevleci ve hayra’l-mahraci. Bismillâhi velecnâ ve bismillâhi

haracnâ ve alellâhi Rabbinâ tevekkelnâ.”

Manası:  “Ey ALLAH’ım! Muhakkak ben,  Sen`den girilecek ve çıkılacak yerin en hayırlısını isterim. Cenâb-ı  Hakk`ın ismini anarak girdik ve yine  O’nun ismini anarak çıkdık. Ey RABBİMİZ! Ancak sana dayanıp güvendik.”  

*Eve  girerken (Bismillâh) deyip ALLAH’ı çok zikr etmek, evde insan olsun ve ya olmasın selam vermek

müstehabdır. Çünkü Halik-i  Zülcelalimiz  Kur`anı Mu`cizül-Beyan`da  evimize  girdiyimiz vakit  Allah  nezdinde

olan mübarek selamla kendimizi selamlamamızı bildirmiştir.

*Efendimiz  Muhammed  Mustafa (S.A.V):  Eve girerken  (İhlâs-ı şerîfi)  okuyan, yoksulluk görmez!

Bir kere  (İhlâs-ı şerîfi)  sûresini ve bir kere de  (Âyet-el kürsi)  okuyanın evine şeytan giremez.”

buyurmuşlar.

*Evden sol ayakla çıkılır, sağ ayakla girilir.

.

CAMİYE GİRERKEN VE CAMİDEN ÇIKARKEN OKUNACAK DUALAR

Camiye girerken: “Bismillâh, vessalâtü vessalâmü alâ Resûlullah. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve

alâ ali seyyidinâ Muhammed.  Allâhümmeğfirlî veftahlî ebvâbe rahmetik.”  

Manası:  “ALLAH’ın adıyla girerim.  ALLAH’ım, Efendimiz  Muhammed  (S.A.V)’e  salat ve selam et. 

ALLAH’ım beni affet. Benim için rahmet kapılarını aç.”

*Muhammed  Mustafa  (S.A.V) Efendimiz:  “Sizden birisi camiye gireceği vakit üzerime selam getirsin, sonar (bu duayı) okusun.” buyurmuşlar.

Camiden çıkarken: “Bismillâh, vessalâtü vessalâmü alâ Resûlullah.  Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve

alâ ali seyyidinâ Muhammed. Allâhümme innî es’elüke min fadlike.”

Manası:  “ALLAH’ın ismiyle çıkarım. ALLAH’ım, Efendimiz Muhammed’e  salat ve selam et. ALLAH’ım  beni  affet.  ALLAH’ım,  

senin  fazlından, kereminden  istiyorum.”

*Camiye sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır.

.

“Allah’a  abd  ve  asker olmak öyle lezzetli  bir şereftir ki,  tarif edilmez.”

 [Bediüzzaman Said Nursi, Sözler]

.

YEMEK YEDİKTEN VE SU İÇTİKTEN SONRA OKUNACAK DUALAR

Yemek duası: “Elhamdü lillâhillezî at’ameni hâzet-t’âme ve razekanî-hi min ğayri havlin minnî ve lâ kuvvete.”

Manası:  “Bana bunu yedirden, kuvvet ve kudretim olmadığı halde rızık veren  ALLAH’a hamd olsun.”

*Nebiy-yi  Zişan  Efendimiz  (A.S.M): “Her kim yemek  yer de  bu  duayı okursa,  geçmiş  ve  gelecek

gunahları  affedilir.” buyurmuşlar.

*Yimeğe başlarken ve bitikden sonra elleri yıkamak sünnetdir. Başlarken (Bismillâhirrahmânirrahîm) demek ve sonda (Elhamdülillâh) demek sünnetdir. Sağ el ile yimek, sağ el ile içmek sünnetdir. Yimeğe tuz ile başlamak ve bitirmek sünnetdir. [İlk ve son lokma ekmek ile yapılır ve ekmekdeki tuza niyyet edilirse, bu sünnet yerine getirilmiş olur.]

Üç  parmakla yimek sünnetdir. Kapda kalanı sıyırıp yimek sünnetdir. Ekmeği el ile bölmek ve ekmek ufaklıklarını yimek sünnetdir. Tabağın kenarından yimek, kendi önünden yimek, sağ ayağını dikip, sol ayak üstünde oturmak sünnetdir. Yimek yerken konuşmak sünnetdir. Tabağı ekmek üstüne koymak, elini, bıçağı ekmeğe silmek mekrûkdur. Bu ekmek yinirse mekrûk olmaz. Cünüb erken ve kadının ellerini ve ağzını yıkamadan evvel yimesi ve içmesi mekrûkdur. Hayızlı kadın için mekrûk değildir. Kaynar şey yimemeli, yimeği koklamamalı ve  içine üflememelidir. Yolda yüyürken yimek ve içmek  mekrûkdur. Doyduğu halde yimeğe devam etmek haramdır. Hadîs-i serîfde buyuruldu ki, (İnsan kalbi, tarladaki ekin gibidir. Yemek , yağmur gibidir. Fazla su, ekini kurutduğu gibi, fazla gıda kalbi öldürür).  Yimekden sonra dişleri misvak ile [kürdanla] temizlemek  sünnetdir.  Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz,  (Temizlek imandandır)  ve   (İmanı olan temiz olar)  buyurdu.  Cenab-ı Hakk  Kur’an-ı Kerimde çeşidli yerlerde, (Temiz olanları severim!)  buyuruyor.

Üzümü ekmekle yimek sünnetdir. Hurmayı tek yimek sünnetdir. Kuru üzüm, ceviz, badem yimek sünnetdir.  

Az yimek, çok faidelidir. Çok yimek ise, insanı tenbelleşdirir, vücudunu yorar, ağırlaştırır.   

*Resûlullah  “aleyhissalâtu vessalâm” buyurdular: “Sol el ile yemek yemeyiniz.  Bunu şeytan yapar.”

*Bir kimse yemeğe başlarken Besmele-i serîfe`yi unutursa, şeytanda kendisiyle birlikde o ta’âmdan yer ve  ta’âmda bereket olmaz. Hadîs-i serîfde buyuruldu ki, (Şeytan besmele çekilmediği zaman yemeği kendine helâl kılar).  Fakat yemek arasında hatırlarsa “Bismillâhi fi evvelihî ve âhirhî” [Başında da, sonunda da ALLAH’ın adıyla] demelidir.  Böyle diyince şeytan ta’âma ortak olmaz ve ta’âmda bereket olur.

*Cabir (Radıyallahü Anhâ)’dan: -“Peygember  “sallallahü aleyhi ve sellem” Efendimiz,  (yemek esnasında)

parmakların ve tabağın yalanmasını (sünnetlenip silinmesini) emretti ve şöyle buyurdu:

  -“Siz yemeğin neresinde bereket olduğunu bilemezsiniz.”

  -“Birinizin lokması düştüğü zaman onu yerden alsın, bulaşan kısmını silip yesin. Şeytana bırakmasın.

Parmaklarını yalamadıkça elini yıkamasın. Çünkü kişi, yemeğin neresinde bereket olduğunu bilemez.”

Su içtikten sonra: “Elhamdü lillâhillezî at’ameni fe eşbeani ve sekani fe ervani.”

Manası:  “Beni  içiren, doyuran  Allahü Teâlâ’ya hamd ederim.”

*Nebiy-yi  Zişan  Efendimiz  (A.S.M):  “Kim yemek yer doyar, su içer kanar ve bu duayı okursa annesinden

doğmuş gibi tertemiz olur.” buyurmuşlar.

*Peygamberimiz“sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: “Su içeceğiniz vakit, ayakda içmeyiniz!

Vücudünüza zararlıdır.  Yalnız abdestden kalan su ve zemzem-i serîf ayakda içilebilir.”

*Peygamber  (S.A.V)  Efendimiz yemek yediği zaman ya da su içtiğinde bu duayıda okurlardı:

Okunuşu:  “Elhamdülillâhillezî et-amenâ ve-sekânâ ve-cealanâ mine’l-Müslimîn.”

Manası:  “Bize nimetlerini yediren, içeren ve bizi müslümanlardan yapan Allah’a hamd olsun.”

*Resûlullah “aleyhissalâtu vessalâm” buyurdular ki: “Biriniz sol el ile ne yemek yesin, ne de su içsin.

Çünkü şeytan sol eliyle yer ve içer.”

.

SOFRA DUASI

Ey bizi nimetleriyle perverde eden SULTANIMIZ!
Bize gösterdiğin nümûnelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster.
Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet.
Bizi bu çöllerde mahfettirme.
Bizi huzuruna al. Bize merhamet et.
Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir.
Bizi zeval ve teb’id ile tazib etme.
Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyyetini başıboş bırakıp idam etme.
YA YAB! Kusurumuzu affet bizi kendine kul kabul et.
Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl.
Ruhumuzu cesedimize, kalbimizi nefsimize, aklımızı midemize hakim eyle.
Lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle.
YA RAB! Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ım bereketi hürmetine
Bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan et!..

.
(Risale-i Nûr Külliyâtın’dan)

.

BANYOYA GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUALAR

Banyoya girerken: “Allâhümme innî es’elüke min’el-cenneti ve naîmihâ ve eûzu bike mine’n-nâri ve hamîmihâ.” 

Manası:  “ALLAH’ım senden cenneti ve cennet nimetlerini istiyorum, cehennemden ve cehennemin hararetinden

sana sığınıyorum.”

Banyodan çıkarken: “Elhamdu lillâhillezi ezhebe annîl’ezâ ve âfanî.”

Manası:  “Bana eziyet (ve sıkıntı) veren şeyleri gideren ve bana afiyet veren yüce ALLAH’a hamd olsun.”

.

HELAYA GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUALAR

Helaya girerken: “Bismillâh. Allâhümme innî eûzu bike minel hubüsi vel habâis.”

“ALLAH’ın adıyla. ALLAH’ım! Her türlü (erkek ve dişi) şeytanın şerrinden sana sığınırım.”

Heladan çıkarken: “Ğufrânek! Elhamdü lillâhillezi ezhebe annîl’ezâ ve âfanî.”

Manası:  “ALLAH’ım bağışlamanı dilerim! Bana eziyet (ve sıkıntı) veren şeyleri gideren ve bana afiyet veren

yüce  ALLAH’a hamd olsun.”

.

AYNAYA BAKARKEN OKUNACAK DUA

Okunuşu:  “Elhamdüllillah. Allâhümme kemâ hassente halkîy fehassin hulukîy.”

Manası:  “Hamdü sena ALLAH’a mahsustur. ALLAH’ım, yaratılışımı güzelleştirdiyin gibi, ahlakımı da güzelleştir.”

*Peygamber  Efendimiz  (S.A.V)  hazretleri aynaya batıkları zaman bu duayı okurlardı.

“Cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme.”

[Bediüzzaman Said Nursi, Sözler]

.

YENİ BİR ELBİSE GIYERKEN OKUNACAK DUA

Okunuşu: “Elhamdü lillâhillezî kesânî mâ ûriye bihi avretî ve etecemmelü bihî fî hayatî.”

Manası:  “Mahrem yerlerimi örttüğün ve onu giymekle güzelleştiğim bu elbiseyi bana giydiren ALLAH’a

hamd ü senalar olsun.”

.

KULAĞI ÇINLAYAN KİMSENİN OKUYACAĞI DUA

Okunuşu: “Zekerallahü men zekerani bi hayrin.”

Manası:  “Beni hayırla ananı ALLAH da hayırla ansın.”

*Sultan-ı  Enbiyâ (A.S.M.) Efendimiz buyurdular ki: “Sizden birinizin kulağı çınladığı zaman ALLAH‘ı

zikredip üzerime salavat getirsin ve (bu duayı) okusun.”

.

VESVESELİ OLAN KİMSENİN OKUYACAĞI DUA

Okunuşu: “Âmentu  billâhi ve Rusülihî.”

 Manası:  “ALLAH’a  ve O’nun Peygamberlerine inandık ve iman ettik.”

 *Sultan-ı  Enbiyâ  “sallallahü aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: “Kanın damarlarda dolaştığı gibi,  şeytan da,

insanın vücudunda dolaşır.”  Yinediğer bir hadîs-i serîfde buyurdular ki, (Şeytan, kalbe vesvese verir. 

Allâhü Teâlânın ismi söylenince hemen kaçar.  Söylenmezse vesvese vermeye devam eder.)

*Şeytan kalbine vesvese verdiyi zaman  (Âyet-el kürsi)  ve  (Muavvizeteyn)  surelerini oku!

.

HAPŞIRINCA OKUNACAK DUALAR

Habîb-i  kibriyâ “sallallahü aleyhi ve sellem” Efendimiz  buyurdular ki:

Sizden biriniz aksırınca;

“Elhamdülillâh”

ALLAH’a hamdolsun.” desin.

(Bunu işiten) kardeşi veya arkadaşı;

 “Yerhamükâllah”

ALLAH’ın rahmeti üzerine olsun.” desin.

O da “Yehdikümullahü ve yuslihu bâleküm” 

ALLAH size hidayet etsin (hidayette dâim kılsın) ve halinizi ıslah eylesin.” desin.

.

SADAKA VERİLİRKEN OKUNACAK DUA

Okunuşu: “Rabbenâ tekabbel minnâ inneke ente’s-semîu’l-alîm.”

Manası: “Rabbimiz! Bizden kabul buyur, Sen her şeyi işiten, bilensin.”

*Sultan-ı Enbiyâ (A.S.M.) Efendimiz: “Her iyilik sadakadır. Hayra delalet eden onu işleyen gibidir.

Allâhü Teâlâ  felakete düşene yardım etmeyi  sever.”

.

TEVBE İSTİĞFAR DUALARI

Manevi  alanda yasak bölgeye giren,ALLAH’ın emirleri çiğneyerek  günah işleyen bir kul hemen abdest alıp iki rekat namaz kılmalı, kalben pişmanlık duyup  ALLAH’a tevbe etmeli, Cenâb-ı Hak’dan bağışlanmasını dilemelidir. Muhakkak ki ALLAH (Celle-celâlüh) onu bağışlar.

*Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Efendimiz buyurdu ki: “Bir kul yoktur ki, herhangi bir günah işlediğinde,  güzel bir şekilde  abdest  (ve ya gusl) alır, ardından kalkar iki rekat namaz kılar ve sonra istiğfar eder (Allâhü Teâlâ hazretlerinden bağışlanmasını dilerse), muhakkak ki  Allâhü Teâlâ onu bağışlar.”

*Nebiy-yi  Zişan  (A.S.M)  Efendimiz buyurdular ki: “Tevbe eden, günah işlememiş kimi olur.  ve “Günahına pişman olmayıp, dili ile istiğfar eden,  günahında devam edicidir.  ALLAH‘la  alay etmiş olur.”

Okunuşu: “Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm. ”

Manası: “Yâ Settere’l uyûb, Yâ gaffare’z-zünûb! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine nadim oldum, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli  Âdem Aleyhisselâm, ahiri  ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında sayılarını bilemeyeceğim kadar  çok  peygamber gelmiş, İlâhi kitapları tebliğ etmişlerdir. Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve  en son  Peygamber  de  Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’dır.”

“Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-bâsü bade’l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh. ”

Kelime-i  şehâdet  ikinci defa bütün geçmişlerimizin affı, üçüncü defa vatan ve milletimizin selamti ve istiğfarın kabulü için tekrar edilir. Daha sonra (Fâtiha) suresi okunur.  Böylece tevbe yapılmış olur.

*Tevbeninen büyük unsurlarından biri de tevbenin kalbi olmasıdlr. Dil tevbe edreken, kalbin günah ve kötülük peşinde olması ayrıca tevbeye muhtaçdır.

.

DUANIN ADABI

Fahr-i Kâinat Efendimiz “aleyhissalâtu vessalâm” buyurdular ki: “Dua, mü’minin silahıdır, dinin direğidir,  gökelerin ve yerin nurudur.”  İnsanın, bedenen yeme ve içmeye muhtaç olduğu gibi ruhen de dua etmeye, yalvarıp yakarmaya ihtiyacı vardır. İnsan aciz bir varlıktır. İstediği her şeyi elde edemez; her ihtiyacını kendisi karşılayamaz; başına gelecek her bela ve musibete de karşı koyamaz. Kendi durumunu düşünen her insan Yüce Yaratana (Tebârekallah) mutlaka ihtiyaç duyar, O’na dua ve niyazda bulunur. Bu ihtiyaç insanda fıtrîdir. Bu ihtiyaç, her vesile ile değişik şekillerde kendini gösterir.

Dua; inanma, dayanma ve isteme ihtiyacı içerisinde bulunan insanı; rahmeti sınırsız, mutlak kudret sahibi olan Allâhü Teâlâ’ya bağlayan, manevi bir bağdır. Dua; ıstırapların, maddi ve manevi dertlerin şifa menbaıdır. Dua, ümit ve huzur kaynağıdır; yaşama aşkını dirilten bir rahmettir. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) duayı: “Rahmet kapılarının anahtarı, müminin silahı, dinin direği, ibadetin özü olarak nitelendirmiştir.” Çünkü dua etmenin özünde Allâh’a teslim olmak, O’na (c.c)  kulluk etmek bilinci vardır. Allâhü Teâlâ (c.c.), “Dua ediniz, kabûl ederim.” [Mü’min 40/60] buyuruyor. Duanın kabul olması için, beş şart vardır: Dua edenin müsliman olması, Ehl-i sünnet i’tikadında olması, harâm işlemekden, bilhâssa harâm yimekden, içmekden sakınması, farzları yapması, bilhâssa beş vakit namâz kılması, Ramazan oruclarını tutması, zekât vermesi,  Allâhü Teâlâ’dan istediği şeyin sebebini öğrenip, bunu araması lazımdır. Hazret-i  Muhammed  Efendimiz (A.S.M): “Kabul edileceğine inanarak  ALLAH’a dua ediniz ve biliniz ki ALLAH  gaflet ve heva içinde olan bir kalbden gelen duayı kabul etmez.” buyurmuşlar. “Dua ibadettir.” Efendimiz  “sallallahü aleyhi ve sellem”  bu sözü söyledikden sonra şu âyet-î  kerîmeyi  okudu:  “Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.”  [Mü’min, 40/60]  

“Kullarım beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince,  dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” [Bakara, 2/186] buyurarak, kendisine dua edilmesini istemekte, yapılan duaları da kabul edeceğini müjdelemektedir.

Kabul edileceğini ümit ederek dua etmeliyiz.  Dualarımızı eylemle destekleyerek fiili duaya çevirelim. Sevgili  Peygamberimiz (S.A.V) şöyle buyurmaktadır: “Kul, elini açarak Allah’tan hayır bir şey dilerse; Yüce Allah, kulunun elini boş olarak geri çevirmekten haya eder.”  Bu hadîs-i şerîften; içtenlikle yapılan duaların kabul göreceği anlaşılmaktadır. Bir başka hadîs-i şerifte de:  “Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.  Allah’a, (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak  dua  edin.  Şüphesiz   Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere çok yakındır.” buyurulmuştur.

Yüce Rahmânürrahîm: “Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin, O’na korku ve ümitle dua edin” [Ârâf, 7/55,56] buyurarak duanın nasıl yapılacağını bildirmiştir. İnsan, sadece sıkıntılı olduğu zaman değil; rahatlık anında da çokça dua etmeli ki sıkıntılı anında yapmış olduğu  duaları kabul görsün. İnsan, elde etmek istediği şeyin maddi sebeplerine de baş vurmanın şart olduğunu bilmeli, bununla birlikte  Cenâb-ı  Allâh’a da dua etmelidir. Dua etmek hiçbir zaman bir  Müslüman’ı tembelliğe sevk etmemelidir. Bir hastanın ilaç kullanmaksızın: “Allah’ım şifa ver” diye dua etmesi yanlış olduğu gibi; ilaç kullandığını düşünerek  Allah’tan şifa dilememesi de doğru değildir. Özetle, isteklerimizin gerçekleşmesi, sıkıntı ve dertlerimizin bitmesi için önce üzerimize düşeni yapmalıyız, sonra da  Allah’a dua etmeliyiz. Duayı hayatımızın bir parçası haline getirmeli, her zaman Allah’a  içtenlikle yalvarmalıyız. Dua  etmek için Ramazan, arefe günü ve gecesi, Cuma ve özellikle seher vakitleri gözetilmelidir. Kâmet alındığı, Ezân-ı Muhammmedî (A.S.M) okunduğu zaman, secde anında, namazların sonunda, kıbleye yönelerek  dua etmek, müslümanların cihat ve şavaş için saflar teşkil ettikleri sıralarda yapılan dualar son derece makbuldur.  Sesi fazla yükseltmeden, açıkla gizli arasında bir sesle dua etmek. Can-ü gönülden dua etmek ve duanın kabul edileceğine kesin olarak inanmak. Huzur  ve huşu ile, umarak ve korkarak dua etmek. Israr ile dua etmek ve duayı üç kere tekrarlamak. İbn Mes’ud  (r.a.) şöyle demiştir: “Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm dua ittiği zaman üç kere tekrar ederdi.  ALLAH’tan bir şey istediği zaman üç kere isterdi.”

Duaya hemen muradını söyliyerek değil, ALLAH’ın adını anarak, ALLAH’a hamd ederek başlamak, Nebiy-yi  Zişan (A.S.M)  Efendimiz duaya: “Sübhâne Rabbiye’l-Aliyyi’l-A’la’l-Vehhâb” diye başlardı. (Elhamdülillâh) söyledikten sonra Sevgili Peygamberimiz’e (A.S.M)  salât ve selâm getirmek daha sonra da dilediğini Yüce Allah’tan (Tebâreke ve Teâlâ)’dan istemek. Duayı  yine başlangıçta olduğu gibi ALLAH’a hamd ve Resûlullah’a (S.A.V)  salât ve selâm getirmekle bitirmek.  Fahr-i  Âlem Efendimiz “aleyhissalâtu vessalâm” buyurdular ki: “Zîrâ ALLAH, iki salâvât-ı serîfeyi  kabul eder.  Bunları kabul edince aradakı duayı da bunlar yüzü hürmetine reddetmez. ”

.

TEFVİZ

Tevfiz, bütün işlerini  Allâhü Teâlâ’ya ısmarlamaktır. Allahü Teâlâ’dan bir şey istediği zaman duasında, “Ya Rabbi, hayırlı ise nasip et,” demelidir. Kat’iyyen, “Şu muradımı (istediğimi) bana verdememelidir. Çünkü sonu zarar ve âhirette kendine azap sebebi olabilir. Böyle şeyin olması beladır. Olmaması iyidir. Çok şeyler vardır ki, insan onu ister, ama o şey aslında şerdır. Çok şeyler  vardır ki, insanın hoşuna gitmez, hatta çirkin görür; fakat aslında o hayırdır. Bunu için insan, işlerini gaibleri bilen,hakim ve rauf olan Allâhü Teâlâ’ya tefviz ve teslim edince, Allâhü Teâlâ onun dünyasına ve âhiretine hayırlı olanları ihsan eder,  zararlı olanlardan onu korur. 

“Dua eden adam anlar ki;  birisi var, onun hatırat-ı kalbini işitir. Herşeye eli yetişir. Herbir arzusunu yerine getirebilir.  Aczine merhamet eder,  fakrına medet eder.”  [Bediüzzaman Said Nursi, Sözler]

.

– DÜZENLEME SAYFA YÖNETİCİSE AİTTİR.

 

 
%d blogcu bunu beğendi: