Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Sevgi de Allah namına olmalı… 19 Şubat 2014

Sevgi de Allah namina olmaliMühim Bir Suâl

Diyorsunuz ki: “Muhabbet ihtiyârî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binâen, leziz taamları ve meyveleri severim, peder ve vâlide ve evlâtlarımı severim, refîka-i hayatımı severim, dost ve ahbablarımı severim, enbiyâ ve evliyâyı severim, hayatımı, gençliğimi severim, baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfat ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?” 

Elcevap: Dört Nükteyi dinle.

Birinci Nükte: Muhabbet, çendan, ihtiyârî değil. Fakat ihtiyar ile muhabbetin yüzü, bir mahbubdan diğer bir mahbuba dönebilir. Meselâ, bir mahbubun çirkinliğini göstermekle veyahut asıl lâyık-ı muhabbet olan diğer bir mahbuba perde veya ayna olduğunu göstermekle, muhabbetin yüzü mecâzî mahbubdan hakikî mahbuba çevrilebilir.

İkinci Nükte: Tâdâd ettiğin sevdiklerini, sevme demiyoruz. Belki, onları Cenâb-ı Hakkın hesâbına ve O’nun muhabbeti nâmına sev deriz.
(…)
Hem, refîka-i hayatını, rahmet-i İlâhiyenin mûnis, latîf bir hediyesi olduğu cihetiyle sev ve muhabbet et. Fakat çabuk bozulan hüsn-ü sûretine muhabbetini bağlama. Belki kadının en câzibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezâket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddî, samimî, nurânî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyâdeleşir. Ve o zaife, latîfe mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhâfaza edilir. Yoksa, hüsn-ü sûretin zevâliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda, bîçare, hakkını kaybeder.

Sözler

***
Aklı başında olan bir adam, refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zâhirî hüsn-ü cemâline bina etmez. Belki, kadınların hüsn-ü cemâlinin en güzeli ve daimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli-tâ ki, o biçare ihtiyarladıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin. Çünkü onun refikası, yalnız dünya hayatındaki muvakkat bir yardımcı refika değil, belki hayat-ı ebediyesinde ebedî ve sevimli bir refika-i hayat olduğundan, ihtiyarlandıkça daha ziyade hürmet ve merhametle birbirine muhabbet etmek lâzım geliyor. Şimdiki terbiye-i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakatten sonra ebedî bir mufarakate mâruz kalan o aile hayatı, esasıyla bozuluyor.

Hem Risale-i Nur’un bir cüz’ünde denilmiş ki:

Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur.

Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır. Bedbahttır o adam ki, sefahete girmiş zevcesine ittibâ eder, vazgeçirmeye çalışmaz, kendisi de iştirak eder.

Bedbahttır o kadın ki, zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklit eder.

Veyl o zevc ve zevceye ki, birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani, medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder.

~

Lem’alar, 24. Lem’a, 2. Nükte, Bediüzzaman Said Nursi (r.a.) 

Reklamlar
 

Günaha karşı hicret edin… 18 Şubat 2014

hicret etmek

.

Yeryüzünün;
Kirine,
Günahına,
Lanetine karşı,
Yapabileceğimiz tek şey;
Şefkate,
Sevaba,
Hayra hicret etmekten başka bir şey değildir…

~

İsmet Özel

 

Her insanın küçük bir dünyası, küçük bir cenneti kendi hanesidir… 20 Eylül 2013

hane-i saadet

.

Hem her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti dahi kendi hanesidir.

Eğer iman-ı âhiret o hanenin saadetinde hükmetmezse, o aile efradı, herbiri şefkat ve muhabbet ve alâkadarlığı derecesinde elîm endişeler ve azaplar çeker. O cenneti, cehenneme döner veyahut muvakkat eğlenceler ve sefahetlerle aklını tenvim edip uyutur. Devekuşu gibi avcıyı görür, kaçamıyor, uçamıyor. Başını kuma sokar, tâ görünmesin. Başını gaflete sokar, tâ ölüm ve zevâl ve firak onu görmesin. Divanece,muvakkat iptal-i his nev’inden bir çare bulur. Çünkü, meselâ valide, ruhunu feda ettiği evlâdını daima tehlikelere mâruz gördükçe titrer. Ve pederini ve kardeşini eksik olmayan belâlardan kurtaramayan evlâtlar, daim bir keder, bir korkaklık hisseder. Buna kıyasen, bu dağdağalı, kararsız hayat-ı dünyeviyede, o mes’ut zannedilen aile hayatı çok cihetlerle saadetini kaybeder. Ve kısacık bir hayattaki münasebet ve karâbet dahi, hakiki sadakati ve samimî ihlâsı vegarazsız bir hizmeti ve muhabbeti vermez. Ahlâk o nisbette küçülür, belki sukut eder.

Eğer âhirete iman o haneye girse, birden ışıklandıracak. Ortalarındaki münasebetve şefkat ve karâbet ve muhabbet, kısacık bir zaman ölçüsüyle değil, belki dâr-ı âhirette, saadet-i ebediyede dahi o münasebetlerin devamı ölçüsüyle samimî hürmet eder, sever, şefkat eder, sadakat eder, kusurlarına bakmaz gibi ahlâk yükseklenir. Hakikî insaniyet saadeti o hanede başlar inkişafa.

~

Bediüzzaman Said Nursî (r.a.)

Risale-i Nur Külliyatı

Sözlükle okumak için: http://erisale.com/#content.tr.11.223 , http://erisale.com/#content.tr.11.224

 

Sınırsız Şefkat Sahibi 28 Ocak 2013

Filed under: Edebi İktibaslar — Ah Binel Ask @ 4:19 PM
Tags: , ,

ahbinelask.wordpress.com

.

Ayağınız kayar, elinizdeki ekmek düşer ve onu çöpe atarsınız. Saatlerdir ilerideki köşede aç bekleyen küçük kediyi doyuracak

bir ekmeğin sizi ve onu izleyen Sınırsız Şefkat tarafından elinizden alındığını bilmezsiniz..

 ~ 

Muhammed Bozdağ

 

Hanımlara şefkat edin… 20 Aralık 2012

Filed under: Bir Hadis-i Şerif — Ah Binel Ask @ 6:47 PM
Tags: , ,

ahbinelask.wordpress.com

 

Ya Muhammed! Sana hayranım ey Eşref-i Kainat! 29 Ekim 2012

.

Ya Muhammed! Senin cemalinin özlemiyle yanıp tutuşanlara katılmak istiyorum.

Sana hayranım ey Eşref-i Kainat!

 İzin ver, senin güzelliğini paylaşalım. İzin ver, senin hakikatine olan susuzluğumuzu giderelim.

İzin ver, senin sonsuz rahmet ve güzellik denizinden içelim. İzin ver, senin ilahi huzurunun muhteşem kokusunu içimize çekelim.

 Sana karşı hayranlığımın eseri olan bu kitap yoluyla, Sana, Senin zarif, nazik ve şefkatli Zatına yakınlaşmak istiyorum.

 ~

 Rabia Chrıstıne Brodbeck / Fakr’a Övgü

 (Rabia Christine Brodbeck, On sekiz yıl Londra’da modern dans dersleri aldıktan sonra New York’ta bir sufi merkezinde İslamiyet’le tanıştı.)

 

Biraz şefkat iyi gelir… 09 Eylül 2012

Filed under: Edebi İktibaslar — Ah Binel Ask @ 8:15 PM
Tags: , , , , ,

.

Biraz şefkat iyi gelir…

 Hem kendimize, hem çevremize…

 Bizde var olan ne ise, onu verebiliriz ancak. Şefkat ise hepimizde olandır, hepimizin verebileceği bir şeydir.

Yeri gelir, tebessüm olur, bazen bir gözyaşı olur, bazen de dillerden ve dudaklardan yükselen samimî duâlar olur.

 Suat Ünsal bir özdeyişinde, “Şefkatsiz kucakta ruhu acıkır bebeğin.” diyordu ve her şeyi özetliyordu.

 Şefkatin tesiri kalplerde hemen hissedilir. Biraz şefkat iyi gelir…

 ~

 Selim Gündüzalp

 

 
%d blogcu bunu beğendi: