Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Evinizde hep oruçlular iftar etsin… 01 Ağustos 2013

Evinizde hep oruçlular iftar etsin

.

Allah Rasülü (asm), bir gün Hz. Sa’d İbni Ubâde’nin yanına geldi. Hz. Sa’d derhal bir parça ekmek ve zeytin çıkarıp Rasülullah’a ikram etti. Hz. Peygamber (asm) bunları yedikten sonra ona şöyle dua etti:

.

“Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler de duacınız olsun.”

~

(Ebû Dâvûd, Et’ime)

Reklamlar
 

Kendini pak eyle ve Rabbini zikret! 27 Haziran 2013

Filed under: Bir Hadis-i Şerif — Ah Binel Ask @ 9:24 PM
Tags: , , , , , , ,

bir demet gul

.

Peygamber Efendimizin (asm) biricik kızı Fatıma annemiz, Hz. Ali (ra) ile evleniyordu. Resulullah, evlilik öncesi kızına şu nasihatlerde bulundu: “Kendini pak eyle ve Rabbini zikret!”

 Hz. Fatıma sordu:  “Kendimi nasıl pak edeceğim?”

 Peygamber Aleyhisselâm, şöyle cevap verdi: “Su ile pak et. Erkeğin sana baktığı zaman ferahlasın.

Gözlerine sürme sür. Çünkü sürme, kadının süsüdür.

Ey Fatıma kocan sana baktığı zaman, gözlerini yumma! Bu söylediğimi yaparsan, erkeğinin muhabbeti artar.

Erkeğin başka yere baktığı zaman, sen onun yüzüne bak. Böyle yaparsan sana bir ay oruç sevabı yazılır.

Ey Fatıma erkeğine iltifat et. İltifat et ki, başkasına muhabbet duymasın.

Ey Fatıma, erkeğinin ayıbını başkalarına açma!

Allah sana gazap eder. Sonra melekler, sonra peygamberler, sonra da erkeğin gazap eder.

Ey Fatıma, bunu bana Cebrail bildirmiştir.”

~

(S. Gündüzalp, Bir Gül Demeti, s. 115)

 

Sen benim katımda meleklerim gibisin… 12 Kasım 2012

.

Allahû Teala abid olan gençle, meleklere iftihar eder ve buyurur:
 “Ey Benim için şehvetini terkedip, gençliğini feda eden genç, sen Benim katımda bazı meleklerim gibisin.”

 ~

İmam-ı Gazali (rahmetullahi aleyh)

 

Cenâb-ı Hak meleklerine şöyle buyurdu: Musa’ya peygamberlik yakışır! 14 Ekim 2012

Filed under: Edebi İktibaslar — Ah Binel Ask @ 10:10 PM
Tags: , ,

“Musa Peygamberin çobanlık yaptığı sıralarda, sürüsünden bir koyun kaçtı. Hz. Musa, onun peşinden saatlerce koştu.

Öyle ki, ayak tabanları şişti ve yara oldu. Gece bastırınca, koyun yoruldu ve yavaşladı, bir yerde durdu kaldı.

Hz. Musa da (as) onu yakaladı. Biraz olsun öfkelenmedi. Koyunun postundaki tozu toprağı elleriyle temizledi.

Başını okşadı, sırtını sıvazladı ve: “Haydi bana acımadın, beni arkandan bu kadar koşturdun fakat;

kendini ne diye bu kadar yordun?” dedi. “Onun böyle demesi üzerine Cenâb-ı Hak meleklerine şöyle buyurdu:

Musa’ya peygamberlik yakışır!”

 ~

Hz. Mevlana (k.s.)

 

Ramazanın son gecesi olduğu zaman gökler, yerler ve melekler ümmeti muhammedin musibeti İçin ağlar… 18 Ağustos 2012

Filed under: Bir Hadis-i Şerif — Ah Binel Ask @ 11:31 PM
Tags: , , , , , , , ,

ramazan 1

.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vessellem buyurmuştur ki;

 “Ramazanın son gecesi olduğu zaman gökler, yerler ve melekler ümmeti muhammedin musibeti için ağlar.” 

O zaman ey Allahın resulu o hangi müsibettir denilince Resulullah (sallallahu aleyhi vessellem),

”Ramazanın gidişidir. Zira şüphesiz ki onda dualar kabuldur, sadakalar makbuldur. Sevaplar katlanmıştır,

azap ise uzaklaştırılmıştır.” buyurdu.

~

Ravi: Cabir (Rh.a)

 

Melekler Tatil Yapmıyor ! 07 Temmuz 2012

Yaz tatili geldi. Pek çok kişi izne ayrılacak, tatil yapacak. Tatile gidenlere hatırlatırım; melekler tatil yapmıyor!.. Sağ omzumuzda sevap meleği, sol omzumuzda günah meleği durmadan, saniye saniye attığımız adımları yazıyor.

Tatil için lüks yerlere gezmeye gidenler etraflarına bakabilir; en güzel yerlerde en büyük günahlar işleniyor. Bu nankörlüktür. Yani demek istiyorlar ki: “Allah’ım sen böyle güzel yerler yaratmışsın. Ben de işlediğim günahlarla buraları çirkinleştiriyorum!”

Güzel yerlere gidenler dönünce anlatır, “Öyle bir yere gittik ki, cennet gibi…” Peki, ben de sana soruyorum; o cennette ne yaptın? Cennette cehenneme hazırlık mı yaptın? Beş yıldızlı bir otel… Yiyecekler, içecekler, konforlu odalar, her şey tertemiz… İsteyen yüzüyor, isteyen yatıyor, isteyen deniz kıyafetiyle geziyor… “Cennet gibi yerde” günah deryası içinde kalınıyor.

Böyle söyleyince bazıları itiraz ediyor. Gezmeyelim mi? Görmeyelim mi? Allah’ın nimetlerinden istifade etmeyelim mi?

Allah her şeyi insanlar için yaratmış. Bu yarattıklarından elbette ki en çok Müslümanlar istifade etmelidir.

Amma Müslüman’ca!..

Mesela ben şu anda basit ve sade bir köy evindeyim. Ağaçlar, çiçekler, tertemiz bir hava… Bu basit köy evinin balkonu…Helal daire keyfe kâfidir. Burada oturmayıp sahilde plaja gitsem, sol taraftaki melek başlayacak yazmaya: “Helal daireden haram daireye geçti.”

Adam diyor ki: “Bahçeden bana ne, denize girmek istiyorum!” Araban varsa biner, ıssız bir yere gider denize girersin.

“Efendim, muhafazakâr oteldeyiz. Hanımlara ayrı havuz, erkeklere ayrı deniz…”

Şuurlu muyuz, haramdan korkuyor muyuz? Öyleyse ilmihalde hanımlar hanımların arasında, erkekler erkeklerin arasında nasıl giyinmeli, bahsi yeniden okunabilir.

Velhasılı…

Uçağa binmek zevkli, gökte uçmak güzel, meşrubat ve yemekler şahane. Buraya kadar iyi…

Fakat nereye gidiyoruz? Önemli olan bu…

Ben dünyayı dolaşmış bir insanım. Yabancı ülkelerin imtihanı da ağır diye düşünürdüm. Şimdi Türkiye’de pek çok yerde insan kendini yabancı ülkede gibi hissediyor.

Hem tatil deyince aklımıza niye lüks oteller geliyor? Mesela bu tatilde imkânı olan Kudüs’e gidebilir. Keşke hasta olmasam da ben de gidebilsem o mübarek yerlere. Üç gün, beş gün, bir hafta kalıp gezebilsem. Mescid-i Aksa’yı ziyaret edebilsem…

Tatilde üzerimizde nefsin hâkimiyeti olmamalı… Tebdil-i mekânda ferahlık vardır amma helal dairede olursa… Yoksa sonunda ferahlık değil, maddi-manevi karanlık vardır…

 ~

Hekimoğlu İsmail 

 

Peygamber-i Zîşan, Mihrapta Göründü… 17 Nisan 2012

  Medine-i Münevvre’de bir Ramazan gecesi Harem-i Şerif’te teravih namazı kılıyorduk. 1991 yılındaydı..Harem’e yeni tayin edilmiş olan İmam Şıh Eyyub kıldırıyordu.

O Ramazan için Ürdün’den gelmiş bir aile,bizim mahallede oturuyorlar. Yaşlı bir baba ile iki oğlu hergün teravihe geliyorlar. Namazı Ravza-i Nebevî’de,mihraba yakın bir yerde,onlar hemen önümde,birlikte kılıyoruz..

Yine bir gün namazda, Şıh Eyyub yirmibeşinci cüzü okuyordu: “Hâ mîm ayn sin kâf…” diye başlarken,bayâtî makamında,çok hazin bir başlayışla başladı.

“Melekler,yeryüzündeki Muhammed ümmetine,müminlere dua ederler,istiğfar ederler; Cenab-ı Hak’tan onların affını dilerler…”

Bu ayet-i kerimeyi okuyordu.

Önümdeki ihtiyar birden yere düştü….İki oğlu selam verdiler. Yanımızda zemzem bidonu vardı. Hemen zemzem getirdiler. Saftaki insanlar da tuhaf oldular; acaba öldü mü,filan diye..

Bir şeyler konuştular. İhtiyar,oğullarına, “namazınıza devam edin.” Diye eliyle işaret etti.

Sağ tarafına yatırdılar. Birisi abasını çıkardı, başının altına koydu. İhtiyar bir taraftan ağlıyordu…
Namaz bitti. Herkes “geçmiş olsun,geçmiş olsun!” dediler,gittiler. Ben kaldım. İhtiyar, için için,sessiz sessiz ağlamaya devam ediyordu. Yaklaştım,

“Geçmiş olsun,amca. Hayırdır inşallah?” dedikten sonra,yavaşça nezaketle sordum:

“Amca ,ayet-i kerime mi dokundu; seyyidina Ömer’e de böyle olmuştu. Ve’t-Tûr suresini birisi okuyormuş. Hazret-i Ömer de böyle düşüp kalmış…”

Ben böyle, “Ayet-i kerimeler mi dokundu amca?…” deyince ihtiyar ağlayarak şu cevabı verdi:

“Yestağfîrûne li-men fi’l-ard….Yeryüzündeki müminlere melekler istiğfar ederler, Allah’tan onların günahlarının affını niyaz ederler…

Bu ayeti kerimeyi Şıh Eyyub okurken,baktım”dedi;

“Mihrapta Peygamber-i Zîşan’ı gördüm: Melekler ümmetime dua ederler,istiğfar ederler de ben etmem mi diyor; mihrapta dua ediyordu….. Gözümün önünde öylece tecelli etti; dayanamadım,ayaklarım taşıyamadı,yıkıldım…..”

~

Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar

 

 
%d blogcu bunu beğendi: