Ah Binel Ask

Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur. Aliya İzzetbegoviç

Kula vefası olmayanın hakka vefası olmaz… 25 Ağustos 2014

dostluk-arkadaslik-friendship.jpg

.

“Dostlarını daima vefa ile hatırla can,
Arayan sen ol, bulan sen, tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen, kula vefası olmayanın

hakka vefası olmaz.”

~

Hz. Mevlana (k.s.)

 

İyi bir evlilik yapa bilmek… 15 Ağustos 2014

dogru evlilik

.

“İyi bir evlilik iki şeye bağlıdır:Birinci, doğru insanı bulmaya; ikinci: doğru insan olmaya.”

~

Hz. Mevlana (k.s.)

 

Oruçlunun gülüşü, oruçsuzun secdesinden daha iyidir. . . 26 Haziran 2014

ramazan 2

.

“Oruçlunun gülüşü,
oruçsuzun secdesinden daha iyidir. . .”

~

Mevlana Celaleddin Rumi (k.s.)

 

Asıl körlük Yaratanından gafil olmaktır… 06 Nisan 2014

Filed under: Edebi İktibaslar — Ah Binel Ask @ 1:11 PM
Tags: , , , , ,

asil korluk

.

“Görmek ve körlük de çeşit çeşittir.
Vah yazık o göze ki zerreyi görür de güneşi görmez. 
Uzaktakini tanır da yakındakini bilmez. 
Önemsizin farkındadır önemli olandan gafil. 
Mahluk da halıka göre zerreden bile kemdir. 
Yaratılmışı görüp yaratanından gafil olmak! İşte gerçek körlük budur..”

~

Hz. Mevlâna / Mesnevi

 

Bütün bilimlerin özü “ben kimim” ilmini bilmektir… 11 Temmuz 2013

mahser gunu 

.

Bütün bilimlerin özü,
“Mahşer günü ben kimim, ne hale geleceğim” ilmini bilmektir.

~

Hz. Mevlana / Mesnevi cilt 3. 2654

 

Aşıklar, daima namazdadırlar! 07 Mart 2013

asiklar namaz

.

“Bize doğru yolu gösteren, bizi kötülüklerden alıkoyan namaz, beş vakitte kılınır. Halbuki âşıklar, daima namazdadırlar!

O gönüllerindeki aşk, başlarındaki ilahî sevgi ne beş vakitle yatışır, ne de beş yüz bin vakitle geçer gider!

 ~ 

Hz. Mevlana (k.s.)

 

Enel Hakk – Ben Hakk’ım 12 Aralık 2012

ahbinelask.wordpress.com

.

Enel Hakk – Ben Hakk’ım 

.

S : Önümüzde Firavun ve Nemrut örnekleri var. “Ben en yüce Rabbim” diyorlar. Fakat Allah’ın lanetine uğruyorlar. Hallac-ı Mansur, Beyazid-i Bestami gibi büyük ehlullahlar diyorlar ki “ben Hakkım” Bu iki tabir arasındaki fark nedir?

C : Alemdeki yaratıkların hiçbirisi Rablık iddiasına kalkmamıştır. Sadece insan, kendinde bulunan Rabbani kuvvet ve ilahi kudret yüzünden bu davaya girişti . İnsanın kalp gözü açılmadan yani gönül haline gelmeden, Rablık davasına girişirse o zaman vücut azgın nefsinin tesirindedir; akıl ise haddini bilmez. İşte o zaman insan felakete uğrar. Kibirli, kendini beğenmiş, görünüşte çok kuvvetli fakat aslında çok zayıf insanlar olur. Bu zayıf insanlar görünüşte olaylara son derece hakim, her şeyi kendisi yönetiyormuş gibi görünürlerse de ufacık bir hadise onları hâk ile yeksan eder, yıkıp yok eder. Onlar zelzelelere değil ufacık sarsıntılara dahi dayanamazlar. Ama ne zaman ki, mutlak hakikatin kendilerinden yansıdığı kadarıyla Rablığı ruhlarında hissederlerse nefisleriyle mücadeleye başlarlar. O zaman ‘ben hakikate erdim, benden istenen buydu, bunu gerçekleştirdim’ yani ‘Enel Hak’ derler.

.

S : Burada neden “ben Allah’ım” demiyorlar da, “Ben Hakk’ım” diyorlar?

C : Ben Hakk’ım derken, ben Allah’ım demek istemiyor, ben hakikatime erdim, Hak oldum, haklı oldum, haklılığım zuhur etti. Çünkü Allah’ın benden istediği mana buydu, nefsimle mücadele ettim, kulluğumu bağırdım, çağırdım, söyledim yani ‘ben Hakk’ım’ derken ‘ben kulum’ diyor Hallac-ı Mansur.

.

S : Fihi Mafih’te Hz. Mevlana da buyuruyor ki “Mansur’un, Enel Hak demesi, yani; ben fena buldum yok oldum yalnız Hakk kaldı, demesi büyük bir alçak gönüllük ifadesidir.” Açıklar mısınız?

C : Çok doğru. Hakikaten bu bir alçakgönüllülüktür, asla kibir değildir. Yani ‘ben Allah’ım’ dememiştir. Çünkü daha sonra Hallac-ı Mansur’a dediler ki “Sen bu iddiadan , Allah olma iddiasından vazgeç (onlar anlamadılar) cezadan da kurtul”. Bunun üzerine o da dedi ki; “Kim söylediyse o vazgeçsin, ben böyle bir şey demedim”. İşte haklılık demek, haklı oldum, ben nefsimle mücadele ettim. Keşke herkes benim gibi yapabilse’ demektir. Belki de hatası neydi biliyor musunuz? Haklılığını haksızların önünde ilan etmekte acele etti. Bunu yapmasaydı bu kadar tepki almayabilirdi. Onun için Hz. Mevlana diyor ki; “Bakın dünya şu gruplardan oluşmuştur; Bir kısım deniz diye bir şey olduğunu duyar, ilmen duyar, fakat hiç görmemiştir, bunlar sadece ilimle bilirler.(ilm-el yakîn) Bir kısım denizi görür, ayn-el yakin olur, çok sever beğenir hatta biraz elini falan değdirir ve bağırır denizle bütünleştim ben denizi bildim” diye… İşte Hallac-ı Mansur gibi bağırır. “Bir kısım da benim gibi denizde kaybolur yok olur içine gömülür, onlar ağızlarını bile açmazlar konuşacak, iddia edecek hiç halleri kalmamıştır”. (hakk-el yak’ın) İşte bu da evliyalar arasındaki derecelerdir. Tevhidi de ilimle bilenler keşke her şeyde Allah’ı görebilseydim ama şimdi hala üzülüyorum, etkileniyorum, derler. Tevhid makamını gözle görenler her şeyde Allah’ı görüyorum diye bağırırlar. Ama tevhidde yok olanlar söyleyecek laf bile bulamazlar, neyi iddia edeceklerdir. Neyin arkasından koşacaklardır. Zaten her şey O’dur. Onun için bu derece çok üst bir derecedir.

 ~ 

Cemalnur Surgut

 

 
%d blogcu bunu beğendi: